AHMET HAŞİM – BÜTÜN ŞİİRLERİ

Yaptığı incelikli yoruma ‘Şiire başlamanın yaşı yoktur’ diye başlamıştı bir okurum, Arthur Rimbaud’nun Ben Bir Başkasıdır isimli kitabını anlattığım yazımdan sonra. İçimizde güzel duyu uyandıran hiçbir etkinliği, hiçbir ürünü, hiçbir eseri anlamaya çalışmak, keyif alarak izlemek için zaman geç değildir tabi, eğer o eserler gibi bir tanesini kendimiz üretmek istemiyorsak.

Bilmek her zaman önemli oldu benim için. Şiir bilmek ile şiiri bilmeye de önem vermeye başladım son yıllarda. O kadar derin ve sınırları belirlenemeyecek kadar büyük bir sanat ki şiir; şiir bilmek bu sanatın sınır çizgilerine götüremiyor bizi. Salt şiir bilgisine sahip olmak ise şiir okumadan yavan ve yaşam alanı bulunmayan bir bilgi gibi.

Şiir okumaya geç başlamış ve sahip olduğu ulusal dilinin gelişiminden önceki evreye son derece yabancı bir okur olarak şiir bilgisi adına okumaya çalıştığım Ahmet Haşim ve şiirleri, farklı bir okuma deneyimine dönüştü! Şöyle anlatayım:

Değerli bir Türkçe Öğretmeni arkadaşım, Rimbaud üzerine yazdığım yazıdan sonra bana Ahmet Haşim okuyup okumadığımı sordu. Bir Beden Eğitimi Öğretmeni olarak okuduğu kitaplardan kendine kalanları dilinin döndüğünce ve iddiasızca yazan biri olarak, başarılı bir Türkçe öğretmeninden böyle bir öneri almak şiir bilgisine ulaşmak için önemliydi. Kitabı sipariş ettiğimi ve okuma listeme eklediğimi söylediğimde Bahar Hoca, ‘keşke birkaç şiirini içeren bir yayını tercih etseydiniz!’ dediğinde biraz şüphelendim ama, sonuçta Ahmet Haşim’di bu şair. Türk şiirinin önemli, sanatıyla takdir toplamış ve bu devirde de sürekli anılan bir şairi.

Dergah Yayınlarının büyük bir özveriyle hazırlandığı anlaşılan bu kitabı şairin hayatı ve şiiri hakkında bilgilerle başlıyor. Öyle ya, büyük bir şairin bütün şiirlerini toplayabilmenin zahmeti, hakkında söylenenlerin bir araya getirlmesi oldukça zor bir iş.

1887 yılında Bağdat’ta doğduğunu öğreniyoruz şairin ve 1933’te İstanbul’da öldüğünü. Galatasaray Lisesinde okuduğunu, pek çok eğitim kurumlarında eğitim verdiğini ve çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptığını da biliyoruz artık. Sert bir dil ve sivri bir yaradılışa sahip olan şairi Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Nurullah Ataç gibi Türk Edebiyatının önemli isimlerinin hep güzel andığını, hakkında büyük bir sanatçı olarak konuşmalarını düşünerek değerlendirebilirim.

Kitabın ilk bölümü tam da sevdiğim gibi, şiir bilgisine yönelik, dönemin şiir anlayışını, ülkenin şiir panoramasını, çeşitli yazarların şiirin türleri hakkındaki yorumlarını içeriyor. Mesela:

Öğretmeni Ahmet Hikmet’in şu görüşü Haşim’i çok etkilemiş,’Bir şiir yazmak için bir fikir düşünülüp mantıki bir kanaat ifade edilirse, bu yazı bir şiir olmazdı. Şiir ancak kullanılan güzel kelimelerin yardımıyla ve ahenkli kafiyelerin sayesinde tatlılaşarak mantığın haricinde bir eda ile hakiki bir şiir olabilirdi’.

Fuad Köprülü’nün Piyale isimli şiir kitabındaki bir şiir için söylediği şu sözler ise, şiir anlayışı ile ilgili başka bir pencereyi işaretledi önümde: ‘Şiirdeki esrarlı güzelliğin anlamla ilgisi olmadığına, ses ve kelimelerin istifinden güzelliğin doğduğuna inananlar Haşim’in şiirini sık sık delil olarak kullanırlar’.

Öyleyse şiirde anlam arayışının değil, söyleyiş ve duyuşun peşinde olan bir anlayıştı bu ve peki ama söyleyecek sözü olan, kitleleri yönlendirme, yüreklendirme, uyarma gibi görevleri de edinen toplumcu şiir için ne düşünülürdü acaba o devirde?

Kitabın sonraki bölümlerini oluşturan şiirlerine sıra geldiğinde daha iyi anlayacağım şu sözler Ahmet Haşim şiirinin anahtarı oldu benim için:

Şairin lisanı anlaşılmak için değil, fakat duyulmak üzere vücut bulmuş, musiki ile söz arasında, sözden ziyade musikiye yakın, mutavassıt bir lisandır’.

‘Şiirde herşeyden evvel ehemmiyeti haiz olan kelimenin manası değil, cümledeki telaffuz kıymetidir’

Bu alıntıların Haşim özelinde ne kadar doğru ve gerçeği yansıtır nitelikte olduğunu şiirlerini okumaya başladıktan sonra anlamış bulunuyorum. Şiirlerinde anlattıklarını size kendi cümlelerimle onun mısralarından bana kalan hislerle anlatmayı çok isterdim. Ama size ancak, doğayı renklerine ve seslerine ayırarak, onların niteliklerine göre anlatmayı sevdiğini, onu araştıran başka yazarların anlattıklarıyla aktarabiliyorum. Çünkü hiçbir şiirini birkaç mısradan fazlasını anlayarak okuyamadım. Hiçbir şiirinin anlamını kavramaya yaklaşamadım bile. Kitaba başlamadan önce sayfalarını karıştırıp Bahar Hoca’ya anlamını bilmediğim kelimelerin fazlalığından bahsettiğimde bana o da Ahmet Haşim şiirlerini anlam için değil, duyma keyfi için okunabileceğini söylemişti.

Bunu hatırladıktan sonra şiirleri yüksek sesle okumaya başladım ve tek bir kelimesini bile anlamakta zorlandığım şiirler bir ritm ve ahenk kazandı. Gerçekten de daha önce bahsedilen musiki kulaklarıma doldu ve şiir başka bir boyut kazandı.

Bir valide, bir zevc-i mükedder, sonra mübhem

Bir ince çocuk çehresi-ben- muzlim ü ebkem

Bi-his uzanan hastayı durmuş düşünürken

Akşam mütemadi dolarak pencerelerden

Vermişti o sakin odanın hüznüne bir reng

Bir reng-i kuduret ki eder bizleri dil-teng.

‘Hasta İken’ isimli şiirin bu bölümünü bir de yüksek sesle kendinize okumanızı tavsiye ediyorum. Dizelerden yükselen müziksel bir ahengin kulaklarınıza doğru geldiğini ve kelimelerin ancak bu şekilde yerleştirildiği için bu ritmi yakalayabileceğinizi farkedeceksiniz.

İşte Haşim’i bir şairin de ötesinde bir sanatçı mertebesine yükselten özelliği bu oluyor kanımca. Bütün şiirlerinde bu müziksel ahenk var, anlamından bağımsız olarak. Daha önce elimde sözlükle kitap okuduğum oldu ama Haşim şiirlerinde bilmediğim kelimelerin sayısı bildiklerimden o kadar fazla ki, o noktada artık anlam için değil sadece  kulağıma gelen o müziksel ifadeler için okumaya ve şiirlerden keyif almaya başladım.

Ahmet Haşim’in anlatıldığı sayfalarda, gazete köşelerinde yazdığı yazıların toplanmasıyla oluşturulmuş ‘Bize Göre’ isimli bir kitabının da olduğunu öğrenince birden bu kitaba sahip olduğumu hatırladım. Hemen kitabı bulup içeriğini kontrol edince dilinin ya sadeleştirilmiş ya da Haşim’in gazetelerde bu ağır dille yazmadığını farkettim. Daha önce Haşim okuduğumu hatırlamamanın başka bir açıklamasını bulamadım. Avrupa seyahatlerinin, çeşitli toplumsal konularda yazdığı makalelerinin ne kadar özlü ve etkili olduğunu da şimdi daha iyi hatırlıyorum.

Yazın dünyamızın bu eski ama etkili şahsiyetinin şiirleriyle tanışmak, ve sese dayalı bir şiir deneyimi yaşamak eğlenceli, zor ve öğreticiydi. Bu yazı bile çok zor oluşturuldu.

‘En güzel şiirler manalarını kariin-okurun-ruhundan alırlar’ A.H.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir