ARWEN’in KEHANETİ

Şok anında, yani söylediğini idrak edebildiğim ilk an; bir süper kahramanın babası olmanın üzerimde nasıl duracağını hayal etmeye çalıştım. Arwen’in seçilmiş olduğu, üzerindeki yükün ağırlığı ve tabi onun veya herhangi birinin bu yükü asla kaldıramayacağının kafama dank etmesi ise nefesimin daralmasına, heyecanlanmama ve öfkelenmeme neden oldu.

Karşıma çıkmış, uyarıcı madde kullanan insanlara özgü, çukurlarında yuvarlanan gözleri, gizemli ve pek gizlemediği alaycı ses tonuyla söyledikleri, o kadar yıpratıcı ve yıkıcıydı ki; sonunda bütün bunlara kendimin sebep olduğunu anlamış ve kendime kızmaya başlamıştım. Çünkü Arwen ismini ona ben vermiş, başına gelecek olan o kehanetin inanılmaz ağırlıktaki yükünü onun omuzlarına ben yüklemiştim. Babası olarak hayatta en çok sevdiğim insanın, en değerlimin kıyamadığım varlığına sırf kulakta güzel tınlayan anlamlı bir isim vereceğim diye nasıl yapabilmiştim bunu, nasıl sebep olmuştum buna.

Olaydan 9 yıl önce

O kadar yalnızdım ki. Yalnızlığımla birlikte eve çıkmıştık. Aslında evi ben tutmuştum, o ise çok geçmeden yanıma taşınmıştı. Geceleri biraz sohbet ederdik, sonra ben kitap okurken izlerdi. Yalnızlığımda benim gibi sokulgan değil, sıkılgandı. Onunla ilgilenmemdense kitaplarıma gömülmemi daha uygun bulurdu. Benim yalnızlığımdı ama bana sanki ben onun yalnızlığıymışım gibi davranırdı.

Anton Çehov’un sekiz ciltlik Bütün Öyküleri’ni bitirdiğim günün ertesinde sokağa da tezgah açan kitapçımda Hobitler diye bir kitap buldum. Ertesi sabah aynı tezgahın başında Yüzüklerin Efendisi-Yüzük Kardeşliği’ne sahip olmak için ödeme yapıyordum. Ertesi sabah ise İki Kule ve Kral’ın Dönüşü’nü de alıp hemen eve koştum. Evde yoktu ve hatta o bir hafta boyunca yalnızlığımla hiç karşılaşmamış, onun kayıtsız ve somurtkan suratını hiç görmemiştim.

Çehov’un yeni bileylenmiş bıçak sırtı keskinliğindeki gerçekliğinden, fantastik dünyanın buçukluklar, elfler, entler, orklarla dolu gerçekliğin sınırlarını zorlamayı geçtim, kuralları yepyeni bir dünyanın içine girmiştim. Benim de içinde bulunduğum ama sonunda beceremeyip yalnızlığımla başbaşa kaldığım bilindik sıkıcı dünyadan çıkmıştım Yüzüklerin Efendisi ile. Kurtarıyordu beni yalnızlığımdan Orta Dünya’nın kadim sakinlerinin maceraları.

Hele o elflerin en güzeli, uğruna gökte parlayan bir yıldız bile yapılmış, ölümsüzlerin dünyasının akşam yıldızı Arwen. Hikayedeki küçük ama önemli yeri beni öyle etkiledi ki! Sevdiği insan için ölümsüz hayatını bitiriyor ve insanoğlu gibi ölümlü olmayı, orta dünyada kalmayı ve sevdiğinin yanında normalden uzun sürmüş hayatı boyunca çevresindekileri kaybettikten çok sonra ölmeyi tercih ediyordu.

Olaydan 5 yıl önce

Yapılamaz diye düşündüm ilk duyduğumda. Yüzüklerin Efendisi’nin filmi çekilemez. Nasıl çekilebilir ki, ben okumayı yaptığım kendi gözlerimde, kendi iç dünyamda Sauron’u canlandıramıyorum, Gollum için zorluyorum kendimi, şekilsiz birşey canlanıyor ama ya entler ne olacak ağaç çobanları? Ağaç çobanı gibi eşsiz bir fikir nasıl canlanacak sinemada?

Peki ya Arwen? Filmin çekileceğine ikna olduğum zaman, o günlerde aşık olduğum, aramızda bir telepatinin olduğuna ve bir gün bir yerde karşılaşsak sırf bu telepatiden dolayı beni tanıyacağına kendini inandırmış bir hayalperest olarak Arwen rolünün sadece Liv Tyler tarafından canlandırılabileceğini söylemiştim sesli olarak. Saflığının ifadesini Liv Tyler’ın yüzünde bulmuş, ona yakıştırmıştım. Yine sesli olarak, eğer söylediğim gerçekleşirse ve ileride bir kızım olursa adını Arwen koyacağımı da eklemiştim.

Mucizevi bir şekilde ilk gösterimine bilet bulabildiğimiz ve Liv Tyler’ı Arwen Undomiel rolünde izlediğimiz günden iki yıl sonra Liv Tyler’dan ve masal kahramanı Arwen’den daha güzel kızıma Arwen adını verdim. O günler için uçuk sayılabilecek, hiç kimsenin ilk kez duyduğunda tam anlayamadığı ve anladıktan sonra da mutlaka anlamını sorduğu bu ismi memnuniyetle kabul eden eşimin anlayışı ve kabullenişi de tüm ailenin bu isme ısınmasında etkili oldu.

Olay Günü

Hızlı, etkili ve katılanları mutlu eden bir dersin sonunda duşumu almış, hazırlanmış ve otelden ayrılmak üzere lobiye inmek için asansör bekliyordum. Antrenmanlarını bitirmiş üyeler tatlı yorgunlukları yanlarında yavaş yavaş ayrılıyorlar ve kapanış için hazırlıklar başlıyordu. Bir iki gün önce dersime giren kadın belirdi yanımda ve tekrar gelmek istediğini ama thai-bo’nun kendisine biraz hızlı geldiğinden, kendisinin daha yavaş aktivitelerden hoşlandığını söyleyerek bir sohbet açtı. Bu otelin çok eski müşterilerinden biriydi. Ben burada ders vermeye başlamadan çok daha önceleri burada spor yapan, yalnız, çok düzenli ve kendine özgü bir karizmaya sahip enerjisi enteresan bir kadındı.

Konuşmanın bir yerinde kızımın olduğunu öğrenip adını sordu ve “Arwen” i duyunca belirgin bir şekilde şaşırdı. Akşam Yıldızı anlamına geldiğini söylediğimde artık heyecanladığını hissediyordum ve bu beni de etkiledi. Asansöre binmiş ve lobiye iniyorduk. Sesinin tonu değişmiş bir şekilde ve almak istediği bilginin çok önemli olduğunu sezdirerek “Aramice biliyor musunuz?” diye sordu. Kadının varlığından yayılan enerji, loş asansör ve gizemli ses tonu, beni biraz tedirgin etti ama kontrol bendeydi henüz. “Hayır, bilmiyorum tabi ama soyadım Arman” dedim. Bundan sonra söyledikleri

1. Tüylerimi diken diken etti.

2. En çok sevdiğim insana yanlış isim seçtiğimi ve bu işi beceremeyip batırdığımı düşündürttü.

3. İslam inanış ve yaşayışını hayatlarında önemli bir yere koymuş annem ve kayınvalideme bu durumu nasıl açıklamam gerektiğini bilemedim.

4. Arwen’i kehanet gerçekleştikten sonra nasıl bir hayatın beklediğini, onun bu zor görevi yerine getirdikten sonra ruhundaki radikal değişkliğe nasıl cevap vereceğini düşünerek üzüldüm. Hem de çok.

Asansörden indikten sonra ağır adımlarla kapıya doğru ilerlerken aynı gizemli ses tonuyla açıkladığı ve daha sonra yaptığım araştırmalara rağmen doyurucu bir bilgiye hâlâ ulaşamadığım kehanete neden o kadar güçlü bir şekilde inandığımı ve günlerce etkisinde kalıp korktuğumu, endişelendiğimi bilemiyorum. Fantastiğin etkisinde kalmaya olan doğal eğilimim, hayal gücümün sınırlarına yolculukları yapmaktan hoşlanmam veya belki bilginin verilme şekli ve havanın bir anda böyle bir bilgiye elverişli bir elektriğe bürünmesi neden olabilir buna. Kadının kişiliğinden ve varlığından yayılan ve bugün hâlâ hissedebildiğim tuhaf dalganın beni buna sürüklemiş olması da ihtimal dahilinde.

Neyse ki Arwen büyüdü artık ve o gizemli kadının bana verdiği ezoterik bilgideki küçük kız çağlarını geride bıraktı. Belki başka bir kız çocuğu başka bir zamanda gerçekleştirecek bu kehaneti. Ama benim Arwen’im olmayacak bu.

Gizemli kadının söyledikleri

Biliyorsunuz İsa Aramice konuşurdu. Arwen Aramice bir kelimedir ve Akşam olduğunda gökte, kuzeyde parlayan kutlu yıldız demektir. İsa’nın tekrar dirileceği akşam gökyüzünde bir yıldız parlayacak ve İsa Mesih’in döndüğünü küçük bir kız çocuğu haber verecek. Kızınıza çok ağır bir isim vermişsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir