BEN BİR BAŞKASIDIR – ARTHUR RİMBAUD

Dünya şiir tarihinde çok önemli bir yere sahip bu kitaplar bütününü ve onların sıradışı şairini anlatmadan önce kendi şiir tarihimle ilgili bir takım konuları paylaşmak isterim. Edebiyatın daha çok düzyazı (öykü, roman, mektup, günlük) kısmıyla ilgili olsam da, sözün olanaklarının, şekil verilmiş/inceltilmiş sözün, iç dünyasında hazzın türlü hallerini uyardığı herkes gibi ben de mutlaka şiirle karşılaşıyorum. Son bir iki yıldır da karşılaşmanın ötesinde özellikle yolumu kesiştirmeye çalışıyorum onunla. Çok da iyi yapıyorum, çünkü geç kalmış olsam da şiirin, yaşamın anlamıyla ilgili çok söylediği ve tabi bundan böyle çok söyleyeceği var bana.

Çok geç kaldım şiire ve iki nedene bağlıyorum bunu;

1) Lise hayatım boyunca şiir, iç dünyamı yansıtabilecek çok güzel bir araç, bir ifade şekli olabilecekken mefailü mefailü failün kuralına uyması gereken eski bir şiirden sorumlu olmam, şiir diye onu bilmem!

Şiirin geçirdiği evreleri bilmemek şiir yazmanın imkanını ortadan kaldırır bence evet, ama lise çağındaki bir öğrenciye şiirin modern yazılışından da örnekler vermek, şiirin son şeklinin, belki şekilsizliğinin evrimleşmiş son durumunu göstermek faydalı olabilirdi. Şimdi düşünüyorum, Cemal Süreya’nın şiiriyle lisede tanışsaydım, İkinci Yeni şiiri belki anlam dünyamı zenginleştirirdi, bir ergen olarak onun şiirlerindeki ince erotizm, o yaşlarda içimde gezinen cinsel titreşimleri acaba ne yönde etkilerdi?

2)Kendimi bulmaya başlayıp, her genç aşık gibi duygularını şiirle ifade etme dönemindeyse, karşılaştığım şiir 80 döneminin kapalı ve imge ağırlıklı şiiriydi. Daha sonra araştırdıkça öğrendiğime göre, askeri yönetimin baskısı altında şiir yazmaya çalışan şair şiirini kapatıyor, örtük anlamlarla ancak dünyasını ifade ediyordu. Belki de o günlerden kalma bir korkum var; okuduğum şiiri anlayamama korkusu!

Bu yüzden her şiiri arka arkaya iki kez okurum ve yine bu yüzden, şiir açıklamalarını neredeyse şiirlerin kendisi kadar çok severim. Başka bir gözün, ilgili şiirde benim yakalayamadığım anlamları, anahtarları, gizli kapıları işaret etmesi çok hoşuma gider.

Artık daha çok şiir okumaya çalışıyorum. Çünkü az söz, çünkü işlenmiş söz, üretilmiş ve içinden parlayan potansiyel söz, çünkü düşünülmüş söz şiir. Söz kadar da eski şiir. İnceltilmiş hayat.

Şimdi başlayabiliriz Ben Bir Başkasıdır kitabının düşündürdükleri ve bana bıraktıklarına:

Bu kitap Fransız şair Arthur Rimbaud’nun dünya şiir tarihinde önemli izler bırakmış iki kitabının(Cehennemde Bir Mevsim ve Illuminations ), henüz onaltıbuçuk yaşındayken yazdığı ve yazacağı şiire getireceği yeniliğin adeta haberini verdiği Kahinin Mektupları adlı iki mektubu ile günlük ve çeşitli taslaklarından oluşmuş kapsamlı bir derleme.

Çoğumuz bir yerlerde okuduğu ya da kulağına çalınan bir dizeden bir mısradan esinlenip şiirin tamamını bulmaya ya da şairini araştırmaya başlarız. Daha sonra şairin hayatı ve diğer şiirleriyle ilgileniriz. Ama bu kitabın sadece arka sayfasını okumak bile bizi bir an önce şairin hayatıyla ilgili ayrıntıları öğrenmek için bitmez tükenmez bir istek duymaya yöneltiyor.

1854-1891 yılları arasında yaşayıp henüz 37 yaşındayken ölen şair, yerleşik şiir anlayışını tamamen değiştiren eserleri onaltıbuçuk yaşından yirbir yaşına kadar yazdı ve şiiri bıraktı. Afrika kıtasında ticaretle uğraşarak hayatını kazandı ve bir tür kalça kanserine yakalanarak genç yaşta öldü. Hayat hikayesinin ayrıntıları, sonra gelen birçok şairi etkilemiş, filmlere konu olmuş ve hâlâ çevresinde dolanan bir mitik sis perdesi yaratmıştır.

Çok erken yaşlarında defalarca evden kaçmış, Paris Komününde isyancılar arasında görülmüş, çok ünlü başka bir yazar Paul Verlaine ile çok gerilimli ve tutku dolu(Verlaine, Rimbaud’ya iki el ateş etmiş ve bu olay sonrasında ilişkileri bitmiş)bir aşk ilişkisi yaşamış, Avrupa ve Fransa’nın büyük bölümünü yürüyerek katetmiş ve tabi o zaman yazılan ölçülü ve dizeye dayalı şiiri düzyazı haline getirerek şiir anlayışının geleneksel kalıplarını altüst etmiş. 21 yaşındayken şiir yazmayı bırakmış ki bu bazı Rimbaud araştırmacılarına göre şiirsel olarak söyleyeceği bir sözün kalmamasına ve şiirde sessizliğe ulaşan ilk şair olarak tanımlanmasına yol açıyor. Farkındaysanız yazdığı şiire gelemedim; bu henüz hayat hikayesi.

Ülkemizin ve eserleri birçok dile çevrildiği için dünya şiirinin de önemli isimlerinden Özdemir İnce’nin bu kitaptaki şiirler ve şairin hayat hikayesiyle ilgili  anlattığı detaylı bilgiler ayrıca övgüyü hakediyor ve arka kapağın açtığı gizem perdesini doyurucu bir şekilde kapatıyor.

Rimbaud, Kahin’in Mektupları olarak bilinen manifesto gibi de okunabilecek mektuplarında artık yazılacak şiirin geleneksel kalıpları yıkması gerektiğinin, sanatçının toplumun önünde ve genel kuralları yıkmaktan korkmaması gerektiğini belirtirken, kitabın ismi için de seçilen önemli bir saptama ve belirleme yapar; ‘Ben Bir Başkasıdır’. Yıllarca araştırmacılar tarafından bu önermenin barındırabileceği anlamlar üzerine düşünülmüştür. Şiirin nasıl yazılması gerektiğini söylediği başka bir cümlenin içinde olabilir bu cevap: ‘Şair, bütün duyuları uzun süre, sonsuzca ve bilinçle karıştırarak, düzensizleştirerek kahinleşir.’ 

Şiiri yazan şair, kendi bedeni içinde başka bir kişiliğin, başka bir yaşam şeklinin, farklı duyusal dünyaların şiirini yazan bir başkası olabilir.

Çok fırtınalı hayatının, onaltıbuçuk gibi erken bir yaşta şiir kalıplarına savaş açıp sadece birkaç kişinin denediği serbest şiir konusunda günümüzde bile etkisini koruyan bir atılım gerçekleştirmiş olması, Arthur Rimbaud’u çok özel bir yere yerleştiriyor. Özdemir İnce’nin söylediğine göre şiir ondan sonra, bir daha asla eskisi gibi olmamış.

Her ay şair adaylarının gönderdiği şiirlerin değerlendirildiği ve bu değerlendirmeyi küçük İskender gibi Türk şiirinin yaşayan belki en önemli isminin yaptığı Varlık dergisindeki köşenin adı, Rimbaud Akademisi.

Tabi belirtmek gerek, şiir tabi ki en güzel yazıldığı dilde okunuyor. Belli ki düzyazı olmasına rağmen Rimbaud şiirlerinde söylem olarak yine de şiirsel bir dil kullanıyor; ölçü yok ama tartımlı ve güzel seçilmiş sözcüklerle. Bu yüzden mutlaka Fransızca’da güzel tınlayacak o kelimeler Türkçe’ye geçtiğinde sanki biraz sendeliyor, bazı yerlerde okuma güçlüğüne yol açıyor. Yine de çok zor olduğu belli olan bu çeviri için verdiği emekten dolayı Özdemir İnce’yi tebrik ederim, teşekkür ederim.

Şöyle söylemiş şiirinin bir yerinde; beni derin derin düşündürdü, çok şey söylemiş olabileceğini de düşündüm ama belki sadece güzel bir tek şey söylemiştir:

‘Sıcak gözyaşlarının ölümsüzlüğünden oluşan açık denizin üzerinde yığılıyordu bulutlar’.

“BEN BİR BAŞKASIDIR – ARTHUR RİMBAUD” için 4 yanıt

  1. Everygone loves what yyou guhs aare upp too. Suchh clver wrk andd exposure!
    Keeep uup thhe wonderful workls gugs I’ve aded you guys too
    myy persolnal blogroll. I juust couldn’t deparet your site beforre sugfesting that I atually loved thhe sstandard
    info a persdon supply too your visitors? Is gonnaa bee agin continuoysly too checdk uup
    onn new postfs It’s approopriate tiime tto makle somme plans ffor thhe fugure and it
    iss timke too bbe happy. I’ve rdad this pos annd iff I couuld I desire to suggest yoou some interesting thinbgs or suggestions.

    Maybe you ould write next articxles referfring tto tis article.

    I desire tto rewd evcen more things aboout it! http://foxnews.net/

  2. I aam sute thks paragraph hass tluched alll thhe interfnet users,its reslly reallyy niice
    piece of writing oon buildingg upp neww web site.
    I lke wat you guhs aare uup too. Thhis kind off clevfer work andd exposure!
    Keeep upp thee amaszing worjs gugs I’ve incorporated yyou gus tto my
    ownn blogroll. Thhese arre actuaply fantastic ideas inn about
    blogging. Yoou hwve touhed ssome pleasant factprs here.
    Anyy wayy kerp uup wrinting. http://foxnews.net/

  3. Şiire asla geç kalınmaz. Sadece zamanı gelmiştir. Rimbaud’yu 15 yaşında kendi orijinal dilinde tanıma şansına eriştim. Ama sizin o yaşlarda tanıştığınız şeylere de belli ben uzaktım. Asla hiçbir şey için geç değildir. Siz toplumun dediklerine, normlarına, küçük hesaplarına vb kulak asmayın. Size sadece kısa bir önerim olacak Arman. Özdemir İnce büyük bir işi başarmıştır, bu yadsınamaz. Ancak gerçek tadını almak için mümkünse hakim olduğunuz Latince bir dile olan çevirisini okuyun. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    1. Çeviri eserin aslında, çevirmeninin bozduğu ve kendi dilinde yeniden oluşturduğu yeni bir eser olduğunu biliyorum. Aslında Rimbaud’dan bir bakıma İnce’ye kalanları veya ona hissettirdiklerini okuduğumuzu da. Yazımda, şiirin Türkçeleşirken benim için biraz kuruduğunu ve anadilindeki tadının çok daha farklı ve güzel olabileceğini düşündüğümü belirtmiştim. Önerinizden sonra bu fikrimin pekiştiğini belirtmeliyim, Rimbaud’nun gerçek şiir tadını alabildiğiniz için gıpta ediyorum size. Ben Özdemir İnce çevirisi ile devam etmek zorundayım. İlginize teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir