VARLIK – Eylül’17

Tüm toplumsal yapıyı kuşatmış bile olsa kanaatler, radikal bir denetim aracı olarak önce kültürel çevreleri dinî bilgilerle ve dinî temaları konu alan kültür ürünleriyle sınırlı toplumsal gruplarda daha belirleyici  bir rol oynuyor. 

Ulus Baker, Kanaatlerden İmajlara; Duygular Sosyolojisine Doğru adlı kitabında “kanaatler” der, “yürürlükte olan sorulara verilen yanıtların filtrelenerek toplulaştırılmasına hizmet ettiği, bunlarında hep birlikte malumat setlerine dönüştürüldüğü bir alana işaret eder. Yani kanaatler, cevabı belli soruların toplumsalın sınırları içerisinde, denetimli ve disiplinli bir şekilde sorulup sınırlı cevapların alınmasına neden olur, yüzeyseldir ve düşünmeye sevk etmez”.

Pro Patria Mori ve Obseqoıum – Nilgün Tutal

VARLIK – Ağustos’17

“Beni çözme,” derken belki de sen haklıydın.

“Sevmekten daha güzeli uzun sevmek.. Çözme.. Yoksa bu kadar güzel sevemezsin.”
Leylâ Çapan’ın Atkı-Çözgü öyküsünden…

VARLIK – Temmuz’17

Aydın Çam – DAYAK

Varoluşun gereği olarak özne ilk elden, kendini çevreleyen, kişisel ve toplumsal alanın kesiştiği yapıyla etkileşime geçmektedir. Böylelikle Kevin Lynch’in bilişsel haritalama diyerek kavramsallaştırdığı olgu aracılığıyla kendini toplumsal olana karşı konumlandırmaktadır. Bilişsel haritalama kavrayışı, öznenin yabancılaştığı bir yapıya yeniden tutunabilmesini sağlar; Louis Althusser’in  “ideoloji, bireylerin gerçek varoluş koşullarıyla aralarındaki hayali ilişkilerini temsil eder” önermesine koşuttur. Ekonomik, politik, kültürel, toplumsal, psikolojik, ideolojik vb. yapı setlerinin düzenlenmesiyle meydana gelen bilişsel haritalar, bireyin kendini çevreleyen toplumsal yapıyı anlamlandırmasına, tanımasına ve kendini bu yapı içinde konumlandırmasına olanak verir.

VARLIK – Haziran’17

Feridun Andaç – Adsızlaştırılan Zaman
Flaubert’in Doğuya Yolculuk’u masamda. Elbette onu okumaya başlayacağım. Her gün elli sayfa… Demek ki on günde bitirebileceğim. Buna değer. Bir yazarı sizin kılmanız böyle bir şey sanki! Yani zamanınızı ona vermek… Onunla bir yolculuğa çıkmak.

VARLIK – Mayıs ’17

Nilgün Tutal 

 Post-Gerçek: Şeytanla İmzalanan Yeni Sözleşme

Demek ki post-gerçek kısaca şunu ifade ediyor: gerçekle, insan zihnindeki yansımasının birbirinden kopması; kimsenin tanıklığında olaysal ya da olgusal olana sadık kalma derdinin kalmaması; olgusal olanla bağlantılı gerçeğin, kendi hakikatinde artık ifşa olamaması.

Sarphan Uzunoğlu

Keyes’in Gözünden Post-Gerçek: Görmezden Gelinen Yalanlar Çağı

Bugün her bilginin erişilebilir olduğu demokratik toplumlarda eğitim durumunuz, geçmişiniz gibi konularda yakalanmadan yalan söylemeniz imkansızdır; ama burada asıl söz konusu olan, toplumun yalanla ilgili düşüncesidir. Toplum bir hikayeyi satın almaya karar verdiyse iadesini yapması nadir bir durumdur. Aslında gerçek sonrası, tam bu aşamada başlar. Toplum yalana ortak olduğunda, hatta yalandan artı değer elde etmeye başladığında.

VARLIK Nisan-17

Milan Kundera – Yavaşlık

Varoluşun matematiğinde, yavaşlık yaşamanın, hız ise unutmanın yoğunluğu ile doğru orantılıdır.

VARLIK Mart-17

Richard Sennett, (Yeni Kapitalizmin Kültürü)

Tüketim alanı teatraldir, çünkü satıcı, tıpkı bir oyun yazarı gibi, tüketicinin satın alması için, inanmayışın gönüllü olarak askıya alınmasını sağlamalıdır.

VARLIK Şubat-17

Ahmet Cemal, Lanetlenmiş Ağustos Böcekleri ‘nden: 

‘Edebiyat bir kurgular dağarcığıdır; edebiyat düzleminde gerçekleştirilmiş bu kurgular, zihinsel süreçlerimizi ‘olmuşlar’ kadar ‘olabilecekler’ doğrultusunda da sürekli eğitir. Çünkü sonuçta edebiyat düzleminde kurgulananlar da gerçek yaşamın temellerinden kaynaklanmadır’

Ahmet Cemal, Lanetlenmiş Ağustos Böcekleri ‘nden: 

‘Kendi hayatı karşısında seyirci konumunu almak, insana herşeyden önce bütün yerleşik yargılarını, kökleşmiş düşüncelerini yeniden sınama fırsatı verir.’

İnsan hergün bir parça müzik dinlemeli,

iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli

ve mümkünse bir birkaç mantıklı cümle söylemelidir.

Goethe