CHOPIN-PİANO WORKS   

Bu albüm David Fray’in sahip olduğum ikinci albümü. Küçük bir mide rahatsızlığı nedeniyle hayatımda ilk kez tamamlayamadığım bir konser günü sahip olmuştum ilk albümüne. İyi ki de olmuşum çünkü konserde de çaldığı Bach’ın piyano partilerinin kaydıydı. Uzun süre dinleyip, keyfini sürmüştüm.

Fray 1981 doğumlu Fransız bir piyanist. Rahatsızlandığım için tadına varamadığım o konserinde ilk bölümde sahneye yakıştığını ve yumuşak tuşesiyle Bach’ın eserlerinin bütünlüklü ruhuna erişebildiğini düşünmüştüm. Ünlü İtalyan orkestra şefi Ricardo Muti’nin kızı ve oyuncu Chiara Muti ile evli.

Chopin- Piano Works albümü 1 saat 8 dakikalık bir süre boyunca büyük bestecinin Noktürnlerinden ve Mazurkalarından seçmeler sunuyor.

Noktürn eserler kelime anlamı olarak daha çok gece için yapılan, geceyi çağrıştıran ve geceyi çağıran eserler olarak oda orkestraları için bestelenmiş başlangıçta. Haliyle kişinin iç dünyasına yönelik, hüzün yüklü ama bu hüznün serbestçe anlatıldığı ve zaman zaman coşkuyla ifade edildiği bir tür. Tabi romantik dönemin önemli bestecilerinden, vatanı Polonya’ya hasreti bir ömür boyu sürmüş, eserlerine de yansıyan içindeki sonsuz hüzün nedeniyle 39 yaşında ölen Frederic Chopin bu türü bugünkü yerine taşımış ve en güzel örneklerini vermiş. 

Tek bölümlü ve serbestçe çalınıyormuş gibi bir ifade bırakan noktürnler solo piyano için yazılıyor ve tek elle tutulan ritme karşılık diğer elle sanki şarkı söylenerek çalınıyor. 

Gece…Karanlığın getirdiği kapanmamış, hesaplaşılmamış duygular. Hep bir sonraki günün şafağıyla çözülecek sorun yumaklarının hayaliyle birbirine eklenen saatler. Hüznünü tahta bir kutunun içinde, uzak kaldığı vatanından bir parça toprak  olarak üzerinde taşıyan bestecinin notalarından süzerek dinlemek bir de. Ölüm marşının soğuk ama kararlı temposunu, o sonsuzluğa akan ritmi yazabilmiş bir tutkun ruhun notalarından. O tutkun bestecinin gece için yazdığı, geceye yazdığı bu küçük eserler şimdi senin kalbine doğru akıyor. Hüznün, tek kişilik ümitsiz bekleyişin, karaktere yerleşmiş karamsarlığın coşkunca anlatıldığı bu müzik senin de gecene eşlik ediyor artık. Ruhunun titreyişini duyuyorsun, piyano tuşlarının vuruşuyla, ve gece sabaha dönüyor.

Bunları söylemek isterdim, eğer bu güzel eserleri gece ve yapayalnızken, ümitsizken belki melankolikken dinleyebilseydim. Ama sabahları çok erken kalkmak, uzun saatler çalışmak, belirli günler antrenman yapmak ve bir baba ile eş olarakta yoğun bir tempoda yorgunluğu hissetmek bile zorken, melankoliye yepyeni anlamlar katacak, hayat kalitesi gibi hüznün de kalitesini arttıracak bu parçaları gece ve çok yalıtılmış ortamlarda dinlemem zor. Ama müziğin sanat hali mutlaka hayatımızın bir yerini kaplamalı, ya da o derin nehrin bir yerinden kapılmalıyız akıntıya değil mi?

Belki klasik müzik severler yadırgayacaklardır ama ben gün içinde, herhangi bir yere yetişme derdim yokken, bütün o kalabalığın ve hayhuyun arasında kendimi yalıtmak, yavaşlatmak için dinliyorum bu albümü. Bazen bir ezginin peşinde gecenin karanlığını yaşıyorum, bazen hafifleyen melodi büsbütün siliniyor kulaklarımdan, yaşayan keşmekeşle, şehrin çeri çöpüyle birlikte. Bütün o büyük bestecilerle birlikte Chopin için de bir teşekkür mırıldanıyorum bazen, aklımda kalan ve sonsuzluğa doğru daha uzun süre akacak bu notalar için… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir