Elyesa Karagöz – Unutmak İşime Geliyor

Yayınlanmasını dileyerek edebiyat dergilerine gönderdiğim iki öykü oldu şimdiye kadar. Sanırım onlar yayınlanmadığı için, artık öykü yazmayı denemiyorum bile. Hem belki o yazılanlar sadece benim için çok iyi ve yayınlanmaya değer öykülerdi; okuyanlar, inceleyenler benim onları beğendiğim kadar beğenselerdi yazdıklarımı, belki şimdi bir ya da birkaç kitap yazmış yazar öğretmen olarak devam edecektim hayatıma. Uzun zaman boyunca bunun hayalini kurdum ama bir edebiyatçı hayallerine olduğu kadar, o hayale ulaştıracak çalışma azmine de sahip olmalı. Neyse ki post-truth denen, herkesi kendi çapında şöhrete kavuşturabilen ve istediği kariyer planında tek bir basamakla zirveye yükselten o çağ imdadıma yetişti de, kendi kitlesine sahip, editoryal dertleri olmayan, kendi kendinin patronu bir blog yazarıyım. Tam yirmi iki kişilik dev bir izleyici grubuna ve beş yılda on bir bin okunmaya ulaşmış bu köklü siteyi yönetemezdim her halde, bir öykü yazarı olsaydım.

Şaka bir yana, ‘Gizem’in Kolyesi’ isimli öykümü Varlık dergisine gönderdikten sonra gelen ay, İstiklal Caddesindeki Mephisto’ya nasıl heyecanla girdiğimi, orta bölmede, popüler kitaplarla aynı stantta sergilenen dergiler arasında kendiminkini nasıl da çabucak bulduğumu çok iyi hatırlıyorum. Caddede bitmek tükenmek bilmeyen çevre düzenlemeleri sürüyor ve sabahın o saatinde kargaşa başlayalı bayağı oluyordu. Büyük kitapçıya doğru hızlı adımlarla yürürken, oradan elimde dergiyle çıktığımda artık hayatımın tamamen değişeceğini, yüksek ihtimalle birkaç yazarın hayat hikayesinden devşirilerek kolajlanmış bir yaşamı sürdüğümün hayalini kuruyordum. Ne kadar da farklıydım işine gitmekte, evine dönmekte olan insanlardan, sabahın o saatinde çevremde akan kalabalıktan. Anıt tarafından caddeye girip yürümeye başladığımda bir yazar adayıydım, kitapçıdan çıkıp Galatasaray’a doğru yürürken belki de yazarlığımın acemi, tökezleyen ama kararlı ilk adımlarını atıyor olacaktım.

Aslında öykümün yayınlanmayacağından emin olduğum kadar, işlediğim konunun beni  değerlendirmeye sokacağına, belki birkaç yüreklendirici söz okuyacağıma da emindim. Çünkü küçük öğrencilerimden birinin başından geçmiş ürkütücü olduğu kadar sarsıcı bir olayı öyküleştirmiştim. Tıpkı Elyesa öğretmende de olduğu gibi, biz öğretmenlerde hikaye boldur, çünkü çevremiz anlatılmayı bekleyen milyonlarca olayla doludur. Ancak benim çarpıcı hikayem teknik bakımdan, yani bir öyküyü tür olarak herhangi bir anlatıdan ayıran kuramsal temelden yoksundu. Öğretmen olduğum öyküden anlaşılmış, konunun çarpıcılığı vurgulanmış ve üzerinde biraz daha çalışma yapmam öğütlenmişti. Belki bir gün yeniden üzerinden geçip burada paylaşabilirim o öyküyü.

O ay gönderilen ve yayınlanmasa da dikkate alınmış öyküler arasında, ‘Gizemin Kolyesi Yazarına…’ yazısını okumamla birlikte, aksak ve acemi işi olsa da kendi başıma yarattığım bir öykü adayının muhatap alınmasının ve öyle büyük bir derginin sayfaları arasından şahsıma seslenilmesinin tatmini, artık nasıl yeterli geldiyse, ne düzeltilmesi öğütlenen yerlere dokundum ne de başka öykülere çalıştım. Yine şakayla karışık bir ifade olacak ama yazarlık kariyerim o muazzam büyüklükteki başarı ile birlikte sonlandı ve zirvedeyken bıraktım. Okuma kaynaklı ve oradan beslenen bir yazı dünyam olduğu için, ancak okumakla beslenen içimin edebi yanı çiçeklensin diye yazıyorum artık. Daha iyi okumak için, kitap kapağı kapandıktan sonra zihnimde yankılananları anlatmaya çalışırken biraz daha iyi anlayayım, hafızamda yer etmesini sağlayayım, biraz da beyin cimnastiği yapayım diye yazıyorum buralarda, acemilikte ustalaşarak.

Kadrosunda bulunduğum okulun müdür yardımcılığı görevinde bulunan, ama ben okul dışında başka bir görevde bulunduğum için sadece telefonla haberleştiğimiz ve ilk karşılaşmamızda armağan olarak bana kitaplarını imzalayan Elyesa öğretmenin yazarlık yolculuğunu merak ediyorum. Yazma hevesinin kendisine nasıl bulaştığını, ne ve ne kadar okuduğunu, gelecekte yazarlık kariyeri anlamında kendisini nerede gördüğünü öğrenmek istiyorum. O okuldan ayrıldığım için, bir daha nerede karşılaşır ve burada yazanların küçük muhasebesini ne zaman yaparız bilmem ama onu okurken, kendi yazarlık maceramı düşündüm. Varlık dergisine bir öykü göndererek kısa ama fırtınalı geçen bir bekleyişin sonunda biten profesyonel kariyerimi gülümseyerek anımsadım. Gizem’in Kolyesi öyküsünün o yayınlanmaya uygun görülmeyen halinde bile Unutmak İşime Geliyor kitabından içerik olarak daha fazla gerilim; edebi yönden, olayı bir kurmacaya çeviren çatışmaya sahip olduğunu düşündüm. Elimde tuttuğum ve hem aynı kurumda görev yaptığım hem de edebiyat heveslisi olmak bakımından bana benzer özellikler gösteren bir meslektaşıma ait olan bu kitaptaki olayların, genç kahramanın hayatında bir takım gelişmelere yol açmasını istedim. Anlatıda bir okul, okulla ilgili kafasında soru işaretleri taşıyan bir genç ve o gencin çevresinde yaşayan kişiler olunca, acaba Gönülçelen gibi bir hikayeye mi giriyorum diye düşündüm ve heveslendim ama çok geçmeden içten ve sonuçsuz bir dileğe dönüştü bu düşünce. Çavdar Tarlasında oynayan çocuklar uçurumdan düşmesin diye uğraşan Holden Caulfield kadar bir cesaret değil ama, genç kahramanımızı özel yapan bir uğraş, bir özellik, sahibini ayırt etmemi sağlayacak bir fikir bekledim. Kahramanımız, öğretmen olduğu ancak bir öğretmenin verebileceği ayrıntılarla ilk satırlarda açığa çıkan yazarın ağzından konuşmasın istedim,  hiç değilse yaşadığı yerin tasviri ya da aile üyelerinin karakterleri ile ilgili, sanatlı sözü geçtim biraz daha ayrıntı bekledim.

Uzun zamandır, edebi lezzeti çok yüksek, ya da bana öyle gelen eserleri okuyor, büyük yazarların hayatlarından yansıyanları inceliyorum. Haz peşinde olduğumu doğrulayan bir liste göreceksiniz bu sitede, tam zamanlı. Bunun sınırlayan, sağırlaştıran bir yönü olduğunu kabul etmekle birlikte keyif almadan okumak mümkün müdür gerçekte? Keşke içimde fırtınalar kopartan bir hevesle yazar olmanın hayalini kurduğum, Gizem’in Kolyesi’ne çalıştığım o yıllarda okusaydım bu kitabı.

“Elyesa Karagöz – Unutmak İşime Geliyor” için 2 yanıt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir