Ferit Edgü – Yazmak Eylemi

Huzursuz

Okunacak kitaplar arasına ne zaman girdiğini hatırlamaya çalışıyorum. Satın almadığımı biliyorum, çünkü okuma listemde yoktu. O listeye girmemiş bir kitabın kütüphane rafında ve üstelik okunacaklar sırasında ne işi var? Hem ben Ferit Edgü’yü en son ne zaman okudum acaba? Bir hayli olmalı, işte şu raftalar; Av’ı 2009’da, Hakkari’de Bir Mevsim’i de 2010’da okumuşum. İkincisini hatırlıyorum iyiden iyiye, pek beğendiğimi de hatırlıyorum ama Av için aynı düşüncede değilim. İçeriğini hatırlayamıyorum ve bu beni rahatsız ediyor.

Yazmak Eylemi isimli bu kitap okunacak, bu kesin. Ama onu okumadan önce acaba yazarın kütüphanemdeki öteki kitaplarını da yeniden bir gözden geçirmeli miyim? Arka kapakta yazılanlara göre yazar değişik bir takım fikirlere kapılıp, aynı olayı, tam yüzbir farklı bakış açısıyla anlatmış. On sene geçmiş yazarın herhangi bir eseriyle içli dışlı olmayalı. En son, Salâh Birsel’in Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu kitabında altmış kuşağı yazarları arasında Baylan pastanesi tayfasının bir üyesi olarak rastlaşmıştım. Bilemiyorum, kitap durduğu yerde dikkatimi çeliyor.

Değiş-Tokuş

Hayri Pıtır diye dalga geçeriz aramızda, yeniden başlayacakmış okumaya, seriyi tamamlayıp filmlerini de izledikten sonra Harry Potter defterini kapatacakmış. Ancak biraz bana benzeyecek sanırım, okuduğu kitapları rafında görmek istermiş yattığı yerden. Tabii kolay değil benim kitaplığımdan kitap almak. Aynı evin içinde yan odaya transfer bile olsa bir karşılığı olmalı. Daha önceden Saramago’yu kestirmiştim gözüme, Bir Ada Hikayesi. İki kitap için iki kitap alacağım, acaba diğeri ne olmalı? Bizim kıza da bak sen! Neler varmış cılız görünen kitaplığında? Cimri, Denemeler, Sineklerin Tanrısı, Yazmak Eylemi!! Ne? Ferit Edgü mü? Bir sahaftan alınmış gibi solgun ve sararmış sayfalar. O tanıdık rutubet kokusu. “Tamam bebeğim, Hogwarts’da iyi eğlenceler!”

Konu

14 Şubat 1980 Perşembe günü Beyoğlu ‘nda en küçüğünden en büyüğüne mağaza ve dükkanların tamamına yakını kapalıdır. Bunun nedeni, o zamanki adıyla Dev-Genç isimli sol örgütün, bir gün önce militanları aracılığıyla esnafa yaptığı tehdittir. Amaç hayat pahalılığına dikkat çekmek ve siyasi çalkantılarla oluşan iktidar boşluğunu gözler önüne sermektir. Kitabımız, yüz bir farklı açıdan ve dolayısıyla yüz bir farklı tarzda bu olayı anlatır. Amaç yazmanın da bir eylem olduğunu ifade etmek ve tek bir olayın bile yüzlerce farklı izdüşümünün yazıyla anlatılabileceğini göstermektir.

Yazı

Artık kaçınılmaz olduğunu kabullendim. Okumaya başladıktan hemen sonra gelen o hissi duyuyorum yine. ‘Bu kitap hakkında ne yazacağım ve nasıl?’ Fark ettiğim başka bir durum var ki, okuduğum kitaptaki yazarın biçemi beni etkiliyor. Kitaptan hemen sonra yazdığım kitap yazısında, o kitabı yazan yazara öykünüyor, yazdığım yazıya kitaptan bir iz bırakmak istiyorum. Bu, tamamen bilinçle mi gerçekleşiyor yoksa okumayı yeni bitirmenin verdiği etkilenme mi söz konusu tam ayırdında değilim. Ancak elimdeki bu kitabın yazısında neler karalayacağım, birkaç sayfa sonra zihnimde canlanıyor. Yazmak Eylemi ve okuma süreci ile ilgili farklı bakış açılarından oluşan bir yazı yazmayı planlıyorum.

Huzurlu

Filtresinden damlamaya başlayan kahvenin şıpırtısının bile duyulduğu bu saat kitap okumak için çok uygun. Ev insanlarının uyku sessizliği dolaşıyor odalarda. Güneş şu an diğer cephede ama aydınlığı berrak. Birkaç kuş ötüşmeye başladı, bahçedeki ağaçlardan birinde, görünmeyen bir dal üzerinde. Şimdi elimde kitabım. Birazdan ilk sayfasını çevireceğim ve benim için yeni bir başlangıç olacak ama kapağını incelediğim, elimde tarttığım ve fiziksel olarak hissettiğim kitap şu an bile mutlu ediyor beni. Sadece hafta sonları yakalayabildiğim bu ânı, diğer günler hayal ediyorum. Hayallerim küçük ama onlar bile gerçekleştiğinde huzur buluyorum.

Takıntılı

Okuma listeme girmeden kitaplığıma girmeyi becerebilmiş bu kitabı okumalı mıyım? Enikonu ilgisiz değilim, hem yazarına hem yazarının daha önce yazdıklarına. İki kitabını okumuşum zaten daha önce, ilgimi de çekmiş. Ayrıca Edgü’nün kuşağından yazanları bir süredir okumuyordum, yeniden başlamak için küçük bir vesile olur. Ama ya listedeki diğer kitaplar? Başlamak, bir an önce bitirmek için gün saydığım ve giderek uzayan o liste ne olacak? Hem bir de kitap yazısı var. O yazı da sıraya girince, gelecek kitaba başlamam da gecikecek. Nasıl yapmalı bilemiyorum.

Mutlu

Büyük şaire öykünerek söyleyebilirim, okumanın mutlulukla bir ilgisi olmalı. Hayatla, ilgi alanlarınla, merakların veya öğrenme alanınla, zevklerinle ilgili okuyorsan hele, bir kitabın son sayfasını çevirmek seni de mutlu ediyordur. Sadece kendinle, iç dünyanın okuma eylemiyle ilgili saflığına seslenen, o saflığı doyuran bir mutluluk hissi bu. Ben bu eylemi bir de yazma ile zenginleştirmeye çalışıyorum. Zorlansam bile, okuduklarımı bir şekilde zihnime çakmak için, okuduklarımdan kalanları zenginleştirmek için yazma eyleminde bulunuyorum. Bir kitap için kendimce yaptığım karalamalar, okuma eylemini büyütüyor, bir kitap benim için ancak hakkında bir yazı yazdığımda bitiyor. O bitiş anındaki his, benim için mutluluk. Birazdan bu yazıya da son noktayı koyduğumda, yazdıklarımın başarısından daha çok, kendimi mutlu eden bir eylemi bitirmiş olacağım. Yorgun ama mutlu.

Sonuç

Ferit Edgü kitabı Yazmak Eylemi, gerçek hayatta meydana gelmiş bir olayın yüz bir farklı algısını yansıtan bir deneme, bir yazı oyunu. Otuz yıl öncesinin sosyal dokusunu da satır aralarında gösteren bir edebî yolculuk. Aslında zor da bir uğraş, çünkü ben de bu kitap yazısında derme çatma da olsa denemeye çalıştım ve bir kişinin kurmaca da olsa farklı algıları yazıya dökmesinin zorluğunu gördüm. Yeni bir baskısının bulunabileceğini sanmadığım bu kitap, meraklısına iyi gelebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir