Hasan Ali Toptaş – Harfler ve Notalar

Gecenin bir yarısı ansızın açılıveren gözkapaklarının ardından karanlık sessizliği dinlerkenki kuşkulu ve uykulu güven duygusu gibi, bir Hasan Ali Toptaş kitabına başlamak. Yaz sıcağının kavurucu bir öğle sonrasında, kapı önü serinliğine serpilmiş ikindi keyfi gibi de hem. Varlığı kalbini kanatlandıracak ama basıldığından henüz haberinin bile olmadığı bir romanın sayfalarındaki koku da. Bir gün, onun gibi yazabilmenin, kendisine benzer; kurduğu, dile dayalı anlatım yolunu bulabilmenin dileği de var.

Kelimelerle düzyazı yazdığı halde şiir etkisi yaratan ve bunu, biz edebiyatseverler için merak dolu bir hayranlığa dönüştüren büyücülerle akrabadır Toptaş. Biz bu akrabalığı onun romanlarını okurken, iç dünyasının kelimelere dönüşmüş yumuşaklığını satırları arasında zevkle gezinirken farkederiz tabii ama Harfler ve Notalar kitabında o, bu akrabalığı isim vererek de onaylar. Doğduğu ve büyüdüğü kasabanın ürkek ve çekingen çocukluk penceresine yansıyan resmini anlatırken büyükbabasının heybetli ama sevimli de bir hayalet gibi göründüğü satırlarda ne Borges, ne Kafka, ne de Marquez’den kalır yanı vardır. Beslendiği yazarlar bunlarla sınırlı kalmaz muhakkak. Birçok dünya yazarı, onun kendi entelektüel birikimine eklenmiş bir bilgi hazinesidir. Bu denemesinde, anlattığı gerçeklerin paralelinde bize sezgi yoluyla hissettirmeye çalıştığı başka bir gerçeklik de vardır sanki. Büyüdüğü kasabanın değişimi ile birlikte kendi kozasına sığmayacak her bedenin yaşadığı kendini bulma savaşında harflerle kendine yer açmış, kimliğiyle güzel yazının kendisi olmuştur. Onun satırlarında kelimeler, kendilerine işçilik vermiş bu yazı ustası ruha, sanki gizli anlamlarından oluşan gizemli sırlarını açmışlar, sadece onun uydurabileceği yumuşak ve uysal ritme teslim olmuşlar da akıyorlarmış gibi bir his uyandırırlar. Notaları vardır yazılarının. Romanlarındakinden farklı, ama aynı incelikli tonda akan.

Denemelerinde, romanlarında kurduğu güçlü yapının izini buldum, satırlarına sinen nezaketin havasını aldım. Kolaylıkla edebiyat otoritesi olarak niteleyebileceğimiz bir kişinin asla yükselmeyen ses tonuna, haklı olarak öfkelenmesi gereken noktalarda bile gerilmeyen yazı tansiyonuna da tanık oldum. Söylemek istediklerini, büyük bir bilgi birikiminin önünde incelikle ve kırıp dökmeden saygıyla anlatırken asıl konuya gelmesin istiyorsunuz. Biraz daha anlatsın, anlatsın ki kelimeler girdikleri çeşitli renkler içinden, büründükleri anlam katmanlarını genişletsinler, yayılsınlar ve edebiyata dönüşsün yazı, kitap, nefes, hayat… Uzasın Toptaş’ın sohbeti. Okuruna, aslında kendisi için yazdığını hissettirerek, okur olarak yazılanlardan, edebiyat dünyasının kadim bilgilerinden keyif almayı ve öğrenmeyi öğütlüyor. Edebiyat yaparak anlatıyor edebiyatı. Kendisi adına bu geniş ufuklu pencereden dünyayı ve hallerini izleyen, inzivaya yakın sadelikte bir dil kurmuş kendine; anlatmayı seven.

Yazın dünyamızın nitelikli dergilerde düşüncelerini takip ettiğim yazarlari çıkıyor karşıma okurken Toptaş’ın dostları olarak. Derin birikim büyüyor. Edıp Cansever’in bir röportajında altını kırmızı kalemiyle çizdiği derin anlamlı güzel sözleri anlattığı bir yazısı var mesela. Özlemiş Cansever’i. Onun özleminin genişlikler boyunca dağılan yayılımlarının sırtında Cansever’in sahiden de yaşamın ucuna götüren cümlelerinin bilgisi. Bu yazıda ismi geçmeyen fakat yarattıkları eserle edebiyatın beslediği her neremizse oraya temas etmiş birçok yazar, kendini hatırlatıyor. Güçlü edebiyat köklerini paylaşıyor bizimle, Toptaş ile takipte buluşmak gurur verici.

Kitaplığını iki kez kaybetmiş bir yazar Toptaş. Nasıl kaybettiğini ya da bir kitaplığın nasıl kaybedilebileceğini kestiremiyorum. Ama başıma geldiğini düşündüğümde ilkin içimde oluşacak boşluğu görebiliyorum. Kitaplığı yerine boşluğa bakan bir adam. Kitaplarımın yerlerini anımsamaya çalışırdım herhalde. Klasikler şuradaydı ama Ecinniler ile Yer Altından Notlar yanyana duruyorlardı. Mobydick ile Niteliksiz Adam, yayınevleri nedeni ile mi sırt sırtalar? Borges’ler, Marquez’ler, Fuentes’ler akrabalıklarından dolayı yakınlar işte. Selim İleri’nin külliyatının tamamına az kalmış, tamamlanınca daha bir doyumluk olacak kitaplığım. Usta okumuşsa güzel okumuştur deyip taze kalsın ve yol olsun diye listeme ekleyeceğim kitaplar var daha.

Kitaplarımın artık gözümün önünde olmayacağı düşüncesinin içimi daraltması abartılı bir duygu olarak anlaşılmamalı. Kitaplarıyla beslenen bir insanın, yaratıcılığının kaynağını kaybetmesi kötü. Bir de Hasan Ali Toptaş gibi okuduklarına tekrar tekrar dönüp bir arkeolog gibi inceleyen, bilgiyi, dili ve düşünceyi yeri geldiğinde ve işte bu kitabında okuduğumuz gibi bilgiyoğun ve dile hakim bir anlatım ustalığıyla sergileyebilen bir yazar için daha da kötü olmalı.

Edebiyatın peşinde, inceliklerle örülmüş özenli bir dilin ardından, yaşanmışlıklarla dolu tıpkı bir Hasan Ali Toptaş romanı okurkenki gibi okuyoruz bu deneme kitabını. O bize, kendisini bulmasında kendisine yol olmuş edebiyatı, tatlı tatlı anlatıyor. Akışa kapılıyoruz ama yumuşakça, başkaldırıyor, itiraz ediyoruz ama nazikçe. Bir büyünün ardından izliyoruz kurduğu dili. Büyüleniyoruz ustalığının içimize işleyişinden.

Onu okurken yaşamın nasıl yaşandığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu, iyi edebiyatın konusunun bu olduğunu düşündüm. Sağlam bir yapının ve dilin, romanın sarsıcılığından, etkisinden, konusundan daha önemli olduğunu dile getiriyor Toptaş, yazarın ne anlattığının değil nasıl anlattığının geçerli bir soru olduğunda diretiyor. Bu direnme onda estetik ve duygu değeri çok yüksek bir edebi farklılığa dönüşüyor.

İnsanın içinde iyi ki dedirten çiçekler açtırıyor, rengini sadece senin anlatabileceğin, anlatamasan bile sezdirmene yardımcı olacak kadar bir bilgi birikimine sahip olmanı özendiren çiçekler. O güzel çiçeklerin bulunduğu bahçede Hasan Ali Toptaş ile birlikte gezinmek, renkleri, kokuları onun gözünden anlamaya çalışırken, kelimenin anlamlarına geziler yapmak, o anlamları yeni söyleyişlere dönüştüren, bütün çiçekleri sulayan büyük edebiyat ırmağını keşfetmek pek güzeldi, iyi geldi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir