José Saramago – Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Hepimiz kendimize göre bir bilinmezi arayan, çoğunlukla aradığının ne olduğunu da bilmeden bu eylemi gerçekleştiren insanlarız. Kimimiz bir adayı, kimimiz tanrıyı, bazımız kendini, bazımız yaşamın anlamını arıyor. Bir noktada, aradığımızın ne olduğu önemini kaybediyor. Arıyor olmanın çılgına döndüren kördüğümünde, aslında bir ulaşma çabası içinde olduğumuzu bile unutturan düzene de hayat diyoruz işte.

Bir yolda olduğumuzu hatırlatan anlar var. Yolu güzelleştiren değil belki sadece ama anlamlandıran diyelim. Yolun ucunda parıldadığını sanıp bizi çağırdığını düşündüğümüz bir ışık. Bütun o yolu değerli kılan. Anlamını kavrar gibi olduğumuz o değerli anlarda, daha da kuvvetlenen o ışık.

Yolda karşıma çıkan bütün o değerli kitaplar ve onların usta yazarları için teşekkür ediyorum hem yola, hem de yolculuktan memnun olan kendime. Kendime teşekkürler, o muhteşem kitapları bulup okuyabilecek bir yol açtığım için kendime. Seviyorum yolumda olmayı, hayat benimle ilgili tahsilatını yaparken koltuğumun altında sevdiğim kitapları taşımayı.

O dev edebiyatçılara da teşekkürler. Hevesimi, isteğimi, kırık yeteneğimi besledikleri için. Bir yol oldukları, beni bana izlettikleri, dünyalar dolusu insan tanıttıkları için bana. Kendi yollarını bulabildikleri, “… bilinmeyen bir adanın varolmamasının imkânsız olduğu için…”, o yolu yarattıklarından dolayı teşekkür ediyorum onlara. Şu kadarcık az sözle, sadeliğe gösteriş yaptırdıkları için.

Mermerin içinde duran ve kendisini bekleyen o heykeli gören usta gibi onlar da. Sonsuz sayıdaki olanak arasından Bilinmeyen Adanın Öyküsü’nü böyle anlattığı için teşekkürler Saramago’ya. İçimde, okuyabiliyor olmanın sevincini yeniden ateşlediği; “kendimizi bulmak için kendimizden çıkmak gerek” dediği; yolumda çiçek olduğu için, sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir