LA PİNGOS ORQUESTA -Peregrino

Yaz ışığı, insanın kimyasına etkileri bakımından hareketi, aktiviteyi, dinamizmi çağrıştırıyor. Gittikçe artan sıcaklar, klasik müziğin dingin ritmine kapılıp, ritmimi daha da aşağıya çekmesin diye ve daha da bezgin olmamak için biraz caz müzik dinlemeye karar vermiştim. Klasik caz formunu değil de, yeni bir deneyim sağlayacak, biraz eğlenceli, hafif ve gün sıcağını trafikte yolcuyken de unutturacak bir albüm ararken, hatırı sayılır bir caz dergisinde “dinlenmesi gereken on son albüm” tadında bir listeye denk gelip, albümlerdeki parçaların küçük demolarını dinlemeye başladım. On onbeş saniyelik küçük bölümlerden neyi ne kadar dinleyip nasıl karar verdim hatırlayamıyorum ama gerçekten Temmuz Eylül aralığı müzik ve özellikle caz deneyimi olarak biraz uçuk, eğlenceli, teknik olarak da şaşırtıcı olarak deneyimlendi benim için.


Şu bile oldu: Telefonumdan satın aldığım albüm için, ilk birkaç kez dinledikten sonra acaba doğru sekmenin altında mı buldum ben bu albümü diye tekrar kontrol ettim. Evet caz sekmesinin altında ve yeni çıkanlar listesindeydi. Neyse ki, kulak alışıp, bütün o Balkan dokunuşlarının, Amerikan Folk’unun, neredeyse Roman kemanının ve bando üflemelilerinin arkasında caz arkhe’sine rastlayabildim. Caz müziğin formlarının bürünebileceği sonsuz şekilden, kendine rengarenk bir elbise dikmiş La Pingos Orquesta, Peregrino albümünde. 

12 parçalık albüm sakin bir prelüd ile başlıyor ve 11. parçaya kadar bir karnaval gibi sürekli yükselerek devam ediyor. Öyle ki bazen kendinizi bir Balkan düğününde ya da Çingeneler Zamanı’nın o meşhur akarsuyunun yanında, suda yüzen ışıklı salların çevresinde bulabiliyorsunuz. Bazen hızlı bir tango müziğinin ritmiyle içinizden taşan bir duygu seline teslim olmak üzereyken, trompetin içinizi gıcıklayan dokunaklı sololarıyla tekrar yükseliyorsunuz. Klasik formlu bir kemanın tanıdık gelen içli melodileri de eşlik ediyor bu karnavalesk yolculuğa. Derken, bütün bu renkli ve yerel tatları evrensele doğru yükselten cazın tanıdık, samimi ve klasik dokunuşlarının, hep bu renklerin altında, asıl yatağında aktığını farkediyorsunuz. 

Bob Marley, “tamamlanmış müzik” demişti bir söyleşisinde. Herhangi bir enstrümanın kendi tarzında, herhangi bir yerinden girebileceği, dahil olabileceği ve içinde kendine yer bulup ama içine karışabileceği müzik, diye açabilirim belki biraz daha. La Pingos’un müziği biraz böyle sanki. 


Eklektik tarzı hemen hissedilen Meksikalı grup, katılımcılarının beraberinde getirdikleri enstrümanlarını, evrensel bir unsurun potasında eritmeye 2012 yılında başlamışlar. Meksika’nın kozmopolit şehirlerinden birinin kaldırımında, daha büyük bir müziğin içinde; cazın sonsuzca genişleyebilen formlarıyla ve pek renkli notalarıyla eşlik ediyorlar size.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir