Marcel Proust – Kibarlar Âlemi (Kayıp Zamanın İzinde)

Ben kişisini ve bilinç akışı yöntemini romanın içine sokarak edebiyata getirdiği yeniliği, bizim bugün için şaşırarak karşılamamız mümkün değil, çünkü okumaya başladığımızdan bu yana birçok etkili ve güzel kitap okuduk bu yöntemle yazılmış. Ancak Proust’un çağdaşı olabilseydik uyguladığı bu yöntemlerin sanat tarihi açısından önemini daha derinden yaşayabilir, edebiyat sevdalıları olarak klasik anlatımın dışında yeni bir anlatım yöntemine tanık olmanın heyecanını yaşayabilirdik. Belki de eserini gönderdiği ilk birkaç yayıncının yaptığı gibi beğenmez, sıradışı bir akışa sahip ve anlatılanların içeriğiyle ilgili olarak bu eserler hakkında iyi bir izlenim edinmezdik.

Artık eminiz, yüreğinin derinliklerinde güzelduyunun varlığını hisseden, dünya dediğimiz ve üzerindeki yaşama mahkûm olduğumuz süre boyunca bu güzelliği en küçük ayrıntıda bile hissedebilen edebiyat sevdalıları olarak Marcel Proust, zamansızca gezinecek bu edebî tarihin üzerinde. Onun büyük eseri Kayıp Zamanın İzinde, anlattığı olayların, kişilerin, doğanın, yaşamın haricinde, tüm bu olanları nasıl anlattığı ile de iç dünyamız için bir haz kaynağı ve gerçek bir miras olarak, dünyanın manevi kitaplığının başköşesinde duracak.

İpekli kumaştan dikilmiş bir elbisenin üzerindeki büyük çiçek desenlerini tıpkı çiçeklerle dolu bir bahçedeymiş ve elbisenin sahibiyle gezintideymişiz gibi hareket ettirerek, açık pencereden esen rüzgarın getirdiği ince ve temiz bir koku; bulunduğumuz küçük tepeden bakarken tanık olduğumuz ve güneşin bir geceliğine kaybolmak üzere batarken bütün ufkun ve görebildiğimiz her yeryüzü parçasının kızıla boyandığı o akşam saatinin sessizliği, ya da pencereden giren o ilk rüzgarın getirdiği, bildiğiniz ve sizi delirtecek kadar çok etkileyen parfümün rayihasının yayıldığı dudaklardan, kızıla boyanmış gökkubbenin altında küçük bir buse almanın hazzı.

Acemice bile olsa anlatılamayacak bunlar gibi sonsuz sayıda his ve duygu, Marcel Proust onları böyle güzel anlatabildiği için de çok değerli. O yazabildiği ve yazarak gerçeğe dönüştürebildiği için duygular bu hızlı ve çirkin çağda bile ruhumuzda karşılığını bulabiliyor. Kulağımızın uzun zamandır duymadığı, uzun zaman boyunca gözümüzde canlanma fırsatı bulamayan güzellikler, tatlı hisler, ahenk dolu duygular onun yazdığı satırlar arasından bize fısıldıyor. Bizi, doğamızın uzak kaldığı ince, hassas yanımızdan yakalayabiliyor Marcel Proust, güzel duyularımıza hitabediyor.

Satırlarının arasında doğal olarak sanat ve sanat yapıtının ne’liği, sanatçının dünyası hakkındaki görüşlerini, siyaset ve yaşam hakkındaki engin görgü ve bilgisini de paylaşıyor. Müzik ve resimle ilgisi de edebiyattan aşağı kalır değil, ayrıca sizi de bu ilginin içine çekiyor yavaş yavaş; iş ki, içinizin derinliklerinde estetik yanı ağır basan bir siz, hoşluklardan hoşlanan, güzelliği tanıyan ve ona aşina biri olsun.

Kibarlar Âlemi kitabı Mehmet Rifat’ın hazırladığı ve Proust’un dev eseri Kayıp Zamanın İzinde’den pasajlarla oluşturulmuş küçük hacimli bir kitap, bir fragman. Yedi kitaplık serinin her kitabından birkaç parça alınarak oluşturulmuş bir seçme.

Başlamamış olanlara ne ile karşı karşıya olduklarını gösterecek kadar derinlikli değil belki ama yazarın olaylar, durumlar, doğa, kişiler ve sanat hakkındaki fikirlerini ve bunları nasıl anlattığını gösteren bir işaret fişeği.

Hacmi, anlatılanların ayrıntıları ve sanatlı söz yoğunluğu nedeniyle beşinci cildini birkaç ay önce bitirip, bu sitede de bende kalanları yayınladığım eserlerin hafızamda ne kadarıyla kaldığını görmek açısından faydalı oldu bu küçük kitap. Mehmet Rifat’ın seçtiği parçalarda anlatılanların hepsini hatırlamanın verdiği memnuniyet bir yana, tıpkı Proust’un anlatı kişisi olarak hatıralarının zihninde canlanmasına neden olan ve o ünlü madlen kek gibi, Kibarlar Âlemi’de bana ciltlerin o sayfalarını okurken aldığım hazzı getirdi. Sadece okuduğum yerleri değil, öncesi, sonrası, nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte okurkenki hislerimi de yaşadım.

İçimi coşturan, dışarı taşıran bir sel gibi edebiyatın keyfini yaşadım tekrar. Tıpkı ilk sefer okuduğumda yaşadığım haz duygusunun tekrarıydı ve ruhumda bir güzellik, tamlık, ahenk duygusu uyandı.

Kitabın sonunda bulunan Marcel Proust Biyo-Bibliyografya’sı ise yazarın yaşamı, yazarlık serüveni, duygu dünyası, siyasi düşünceleri gibi pek çok merak edilesi konuya kısa ve etkili cevaplar vermesi nedeniyle önemli.

“Bir sanatçının bize sunduğu haz, bize bir evren daha tanıtmasıdır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir