Murat Yalçın – Kontrol Kalemi

Tam bin maddelik notlardan oluşmuş; kitaplar, yazarlar, düşünürler, kitaplar üzerine yazanlar, ancak yazarken varolup düşünebilenler üzerine yazılmış bir kitap Kontrol Kalemi.

Maddeler arasında benim de bir kitap yazabileceğime dair hayal etmesi bile muhteşem hisler yaratan özendirici cümleler olduğu gibi, zevk alarak okumadığın bir kitabı bitirmene gerek yok diyen özlü sözü hatırlatan bölümler de vardı.

İyi kitaplar ve üzerlerindeki büyünün bir araya getirdiği yeryüzündeki bütün okurların binbir hevesle okuyacağı maddelerle, iyi olmayan yazar adayları, bilgisiz, seviyesiz yazarlar ve kim olduklarını bilmediğimiz ama edebiyat çevrelerini saran kötü, ilgisiz, yeteneksiz, kendini beğenmiş, benmerkezci kişilerden oluşan ve hayali bir düşman olarak gösterilen öcü kişilerden bahseden maddeler arasında salınıyor kitap.

O kişiler ete kemiğe bürünebilseler, biz onların kötü yazmalarından, cahil ama kendini begenmiş olmalarından, kötü edebiyatçılar ama iyi pazarlamacılar olmalarından daha somut bilgilere sahip olabilsek, görünmez bir düşman ile karşı karşıya olma hissinden kurtulabiliriz belki. Ama o düşman kitap boyunca iyi edebiyatın, büyük yazarların, biz hisli okuyucuların karşısında maddeler boyunca sık sık karşımıza çıkarak bizimle birlikte yolculuk ediyor. Yazar, yayıncılık dünyasında geçirdiği uzun yıllar ve uzun soluklu bir edebiyat dergisinin kaptan köşkünde görev yapmasının getirdiği muazzam birikimle hareket ediyor tabii, ama ben o hayaletimsi düşmanın varlığından, sürekli karşıma çıkarak, ben senin takipçisi olduğun, yazın ile ilgili ne varsa onun tam karşısındayım diyen tavrından rahatsız oldum.

Ama edebiyatın kötü düşmanının gözden kaybolduğu, uzaklaştığı, zihnimizden de yok olup bizi aşığı olduğumuz o iyi, güzel, açan, birleştiren edebiyat ile başbaşa bıraktığında kitap, adının anlamını gerçekleştiriyor. Okudukça dünyayı, varlığı, evreni, kendimizi bulduğumuzu sandığımız o büyünün gerçekliğini ölçtüğümüz bir kontrol kalemine dönüşüyor; edebiyat adına iyiyi sezinleyebilen herkesin kullanmayı bildiği, güzelduyunun çağrısını işitmiş herkesin varlığını bildiği kontrol kalemine.

Okudukça, kalabalıklastım. O deli, dahi, büyük, ayrık ve aynı zamanda yazar insanlarin varliginin gerçekliğini, beni bana anlatan kahramanlarının etten kemikten yaratıklar olduğunu ve en önemlisi bana benzeyen, az da olsak edebiyat denen güzel uğraşın peşinde o kitaptan bir başkasına, şu yazardan bir başkasına devam eden keyifli yolculukta yalnız olmadığımı anladım; bir kez daha.

Oruç Aruoba’nın aforizmatik felsefi söyleyişinin tadını aldığım maddelerin yanında beni faydalı kitap yolculuklarına çıkaracak öneriler de aldım kimi notlardan. Yazmak düşüncesi, tabii ki okuma ediminden sonra ete kemiğe bürünmüş bir varlık olarak elle tutulur bir tutkuya nasıl dönüşüyor, insan nasıl “yazmasaydım çıldıracaktım” takıntısına teslim olabiliyor anladım okurken.

Maddelerden biri, dünyayı anlayabilmek, onu öğrenebilmek ve kavrayabilmek için de yazılabileceğini söylüyordu. Kalın kalın çizdim altını adetim olmadığı üzere. Farkettim ki, bu sitede okuduğum kitapları yazmak, onları anlayabilmenin, kendime katabilmenin ve kendi zenginliğime ekleyebilmenin en tatminkar yolu. Ne keyifli bir tazyiktir o içerden dışarıya bastıran, düzenli okumanın zorunlu sonucu karşısında direnememenin, bağımlılık yaratan bir gerilimle masanın başına, kalemin ucuna süren yazı. Ne güzel maddeler var yazmanın içimizde yaşayan bir varlık olduğunu gösterecek. Beslersek ehlileşecek, tanıma gayretinde bulunursak haberimiz bile olmayan içsel dehlizlerimizde bize seve seve rehberlik edecek bir mucizevi varlık. Ama diyor Murat Yalçın, okuduktan sonra… Daha önce bahsettigimiz o düşmanları anlatırken de zaman zaman, okumadan yazan kendini bilmezlerden dem vuruyor.

Edebiyat büyülü bir bahçedir. Orada gönülden isteyerek şöyle bir dolaşanların ellerinde yüzlerinde çiçek tozları, damaklarında binbir tat, dimağlarında yaşam denilen büyük bahçenin izlemeye doyulmaz manzarası kalır. Tekrar tekrar, döne dolana gezmek isteriz o bahçenin patikalarında; görmediğimiz hicbir köşesi kalmasın, koklamadigimiz çiçeği bulunmasın isteriz.

Murat Yalçın, o bahçeye çiçek eken, bahçeyi güzelleştiren yazın ve düşün emekçilerinin, o edebiyat bahçesiyle ilgili birbirinden güzel anekdotlarıyla dolu bir rehber hazırlamış. Bilmediğimiz köşeleri gezdiren, bildiklerimizin başka başka özelliklerini gösteren kişisel ve faydalı bir rehber.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir