Nilay Örnek – Bütün İyiler Biraz Küskündür

Onu tanıyor olmam zorlaştırıyor bu yazıyı, üniversiteden sınıf arkadaşı olan eşime hediye ettiği bu kitabın iç sayfasına yazdığı yazı zorlaştırıyor, ve uzun zamandır okumadığım bir türde, içinde yasadığımız aktüel zamana tanık, suya sabuna dokunur yazılardan oluşmuş bir kitap hakkında yazmak zorlaştırıyor bu yazıyı.

Zor bir yazı, çünkü okurken bir noktadan sonra, benim için bir başlık açsın, benden bahsetsin, bana yazsın istedim. Çevresinde bulunduğunu sezinlediğiniz-ya da onun bilinçle yaratmak istediği- yaşama değer veren, yaşıyor olmanın tadını insanlığa ve doğaya zarar vermeden, sömürmeden ama inatla isteyen pırıldayan bir halkanın içinde olmak istedim. Zor, çünkü o halkanın içinde olduğumu farkettikten sonra bu sefer ne kadar da izole ve küçük bir halka olduğunu farketmenin  verdiği nefes darlığı sıkıştırdı. Zorladı biraz bu yazı, çünkü başka bir nokta, halkanın dışından da sorumlu olduğum hissine kapılmama neden oldu. Dışarıdaki kabalığın, avamlığın, ortalamaya sevdalılığın farkına vardım tuttuğu güçlü projektörlerle. O güçlü ayrımlaşmanın, toplumdaki derin yarılmışlığın bir tarafında bulunmak yordu beni. Bir taraf içinden, kötüleşerek uzaklaşan diğer tarafın net çekilmiş fotoğrafı ürküterek düşündürdü. Düşündürdü, çünkü sadece iyi bir gazetecinin çekebileceği saf ve hayatın kalbinden bildiren canlı fotoğraflardı.

Hıncal Uluç’un “Paşa Dayımın Kirazları” kitabını hatırlar mısınız? Çok popülerdi o yıllarda, hani yaşlı dayısını ziyaretinde önüne konulan ve misafirperverliğin tadını bozmamak için hepsi kurtlu çıkan bütün kirazları sesini çıkarmadan ve afiyetle yediğini anlattığı yazının da içinde bulunduğu kitap. O lezzet gezindi damağımda Bütün İyiler Biraz Küskündür kitabını okurken. Ama Hıncal Uluç deyince yanlış anlaşılmasın, bedeller ödemiş insanların özgüveniyle duyuluyor Nilay’ın sesi satırlarında, ödediği bedellerin geri adım attıramadığı burulmuş bir inceliğin içinden inatçı bir güçle.

Kitabının ismi olanca romantikliğiyle biraz da kendisini anlatır Nilay’ın. Çok sevdiği işinden koparılışının gücenikliği, topunu gaddar sahibiyle meşhur yan bahçeye kaçırmış o küçük kızın titreyen gözleriyle bakar size satırlarının arasından. İşinin onun yaşam serüvenindeki itici gücünü, işini ne kadar çok sevdiğini iki yazısını okuyunca da anlarsınız, iki muhabbetini alınca da. Güçlü bir kadının varoluşunu, birçok ülke sorununa önerdiği çözümlerle birlikte okuruz yazılarında. Babacığına duyduğu yakıcı özlemi de, doğup büyüdüğü o güzelim İstanbul’dan kalan yıkıntının verdiği hüznüne de tanık oluruz. İnce ince sövdüğü tüm o kabalıkların kalbinde yer eden küskünlüklerini de izleriz. Çok sevilmesinin nedenidir belki de aile kavramına böylesi tutkunluğu. Annesiyle, kardeşiyle, yanından ayırmadığı babasıyla bizimki gibi, sizinki gibi bir ailenin sıcaklığı hep satırlarında.

Kitap yayınlamaya başladığından bu yana dinmek bilmeyen bir sosyal medya takip rüzgarını da başarıyla yönetip yürüten Nilay’ın takipçilerine bir konudan bahsetmem gerek. Konuşma tarzı -vurgular,duraklar,mimikler, kahkahalar, jestler- yazım üslubuyla o kadar uyumlu ki, yüzyüze tanışmış olmak, onu okurken alacağınız zevki katlayacaktı. Sanki kitabı bana o okuyormuş gibi geldi hep; heyecanlı, neşeli, meraklı. Neyse ki ben daha bir iki ay önce, tat dedektifinin hazırladığı muhteşem hamburgerleri yerken onun büyükçe kitaplığının önünde yine böyle bir sohbete imkan buldum.

Spor Akademisi’nde okumadıysanız muhtemelen okula basketbol topu getiren arkadaşınız da olmamıştır. Nilay getirir ve oynarmış, sonradan birincilikle bitirdiği o okulun bahçesinde ders aralarında. Yüksek enerjisinin belirtileri bunlar. Meraklı olması gerektiğini hatırlatıyor bence her sabah kendine. Sonra da harfiyen uyuyor bu kararına. Güzel yemek yemeyi bu kadar çok severken de formunu koruyabiliyor olması, doğanın bir ikramıdır belki. O enerjinin ve merak duygusunun verdiği bir yüksek kafanın da üretimidir belki bu yazılar.

Yazmaya devam ediyor o. Henüz okumasam da, ikinci kitabı daha çok tutuldu ve bu normal. Benim dileğim, yazdıklarının dönüştürücü gücünün yayılması ve normalleşmiş bir ülkede bir gazeteci ve yaşam sanatına mesai harcayan biri olarak değerinin daha iyi anlaşılması.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir