Prof. Dr. Selçuk Şirin – Yetişin Çocuklar

Derdini anlatmak için bilimin kendi yöntemleriyle ulaştığı ve dolaysız gerçeği yansıtan sonuçlarını kullanan araştırma kitaplarını okumaya başlarken bir ikilem yaşıyorum. Şimdi şöyle derinlemesine yapılmış karakter analizleriyle veya bir çiçeğin kokusunu dört satırda anlatan kelime işçiliği, cümle ustalığıyla yazılmış, edebiyat tılsımına bulanmış bir kitabı okumak mı, yoksa bilinebilen en geçerli yöntemlerle elde edilmiş bilginin soğuk ve çıplak bırakan gerçekliğiyle oluşturulmuş ve bu özelliklerinden dolayı da hafifçe tepeden bakan bir kitaba başlamak mı?

Başlangıçta, ilkinin vereceği hazzın hayali, zihnimin bir köşesinden sürekli beni taciz etse de, bir araştırma sonucunda oluşturulmuş, bilimsel temele dayalı bilginin sunulduğu kitaplar, içinde yol aldıkça önümüze ışık olur. Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitime yön veren ve 20 kişilik bir ekipten oluşan ABD Bilimler Akademisi, Çocuk Ergen ve Aile komisyonuna seçilen, bu komisyonda başarıyla görev yapan Selçuk Şirin’in kitabı da onlardan biri. Twitter’da kısa ama etkili saptamalarıyla tanıdığım, sözünü sakınmayan cesur ve her zaman bilimsel temele dayalı yorumlarından hareketle okumaya karar verdim bu kitabı. Kitap beni, profesörün ulaşmak istediği iki grup tarafından da yakalıyor, bir ebeveyn ve eğitimci olarak.

Eğitimcilik hayatına başladıktan sadece iki hafta sonra kızım doğduğu için, onaltı yıldır bu iki grubun kesişim kümesinde bulunuyorum. Ayrıca kitapta bahsedilen çocukların gelişim evrelerinden ergenlik çağında bulunan bir kız çocuğu ile okul öncesi döneminin sonlarına yaklaşan bir erkek çocuğunu da kesiştiren garip bir ebeveynlik benimkisi.

Baştan söylemeliyim, sayfalar boyunca hem öğretmenlik hem de ebeveynlik konusunda mayınlı bir tarlada gezdiğimi düşündüm. Hata yapmanın çok kolay olduğunu, yapılan yanlışların bedelinin ne kadar ağır olabileceğinin sorgulamasını yaptıran araştırmalar, kuramlar, öneriler, yargılar okudum. Belki Selçuk Şirin satırların arasından “çocuklarınız için şu reçete uygundur, şunları şunları uygulayın” der diye bekledim ama tam aksine, bir reçetenin olamayacağı bilgisinin soğuk gerçekliğiyle karşılaştım daha ilk sayfalarda. Çocuklarımızın tam istediğimiz mükemmellikte olmalarını sağlayacak bir reçete yerine, çocuğumuzun mizacına göre bir davranış geliştirmenin önemi ve bunun için de çocuğumuzun çok iyi tanınması gerektiğini belirtiyor Şirin. Her çocuğun bir birey olarak birbirinden ne kadar farklı ve özel olabileceğini aslında evimin içinden biliyorum. Ebeveynleri olmaktan duyduğum mutluluğu tarif edemeyeceğim iki çocuğumun mizaçları arasındaki fark çoğunlukla şaşırtır beni. Ders verdiğim sınıflardaki öğrencilerim de aynı bahçe içinde başka başka renklerdeki çiçekler gibidir.

Başlangıçta okumak için ikilem yaşadığım kitap, sunulan araştırmaların konuları, çarpıcı sonuçları, günlük hayatımızdaki etkileri ve yol göstericilikleri ile lezzetlendi. Kendi çocukluğumu, yetişme çağında ailemin üzerimdeki görünen veya görünmeyen etkilerini düşündüm. Acaba ben olarak oluşmamda, şu anda yaşayan ve davranan ben olmamda, kişiliğimin gizli-açık tüm yönlerinde onların davranışlarının nasıl bir etkisi olmuştu? İlerleyen yaşımla birlikte bu soru beni daha da çok ilgilendiriyor artık. Çünkü çocuk yetiştiriyoruz ve onlar büyürken bilinçli veya bilinçsiz her davranış, gelecekte sürecekleri yaşama etki edecek. Onların mutlu bir hayat sürmesine yardımcı olacak ya da bunu engelleyebilecek bir sorumluluğun ağırlığı; mayınlı bir tarla. O tarlada gezerken, bir takım mayınların yanından bilerek veya bilmeden ustalıkla sıyrıldığımı, sadece iyi insan olmaya çalıştığım ve öyle evlatlar yetiştirmek istediğim için doğru davranışlarda bulunduğumu gördüm. Bazı mayınları patlattığımı farkettim, tabii ki bilmeden ve istemeden, belki bir çocukken patlatılmış mayınların şarapnelleri yüzünden, belki cahillikten belki doğruyu seçmek zor geldiği için.

Çocukların gelişim evrelerinin ayrı ayrı anlatıldığı ve yapılmış geniş kapsamlı araştırmalarla desteklenen kitap sade anlatımlı ve kolay anlaşılır bir kılavuz niteliğinde de okunabilir. Çocuk yetiştirmeyi sadece bir ebeveynlik değil, bir ülke ve dünya meselesi olarak da geniş bir perspektife yayan profesör, bir çok istatistiğin sonucuna göre, ülkemizde çocuk gelişimi, eğitim, genç işsizlik gibi konularda yaşanan büyük sıkıntılara da değiniyor. En önemli ve şaşırtıcı bilgi, ekonomide en büyük geri dönüşümü sağlayarak ülkenin ekonomik gelişimine de fayda sağlayan eğitim aşamasının okul öncesi eğitim olduğu. Bu döneme yatırım yapan ülkeler, karşılığını ilerleyen yıllarda fazlasıyla alıyorlar. Kısacası eğitim bir ülke sorunu. Ben olsaydım, eğitim reformunu her mahalleye kaliteli bir eğitim verecek okul öncesi eğitim kurumu açarak yapardım diyor Selçuk Şirin.

Öğrenilmesi pek faydalı, çocuklarımızın gelişim çağına ışık tutan ve ebeveynlerle eğitimcilere rehber bir kitap Yetişin Çocuklar. Bir başarı öyküsünün gerçek kahramanından, ilham veren ve doğru bilgiyle yazılmış bir kılavuz ışığı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir