SWİMRUN CHALLENGE – Bir Yarışın Anatomisi

Günümüzde bütün insanlığın sağlıksız olduğu, her yıl düzensiz yaşam, fazla kilo ve zararlı alışkanlıklardan dolayı milyonlarca insanın risk altında yaşadığı bilgisinin üzerimize boca edilmesine rağmen, o kadar çok insan az veya çok spor yaparak kendini korumaya, vücudu hakkında daha fazla bilgiye sahip olmaya ve kendi sınırlarını tanımaya başlıyor ki, umutlanmamak elde değil. Bugün ülkemizde de sıklıkla yapılmaya başlanan koşu yarışlarına binlerce kişi katılıyor, açık su yüzme yarışları elemelerinde katılım bekleyen birçok kişi kalifiye olamayabiliyor. Sporun yayılması, insanların sportif bir yaşam için bir başlangıç yapıp bunu devam ettirmeleri tabi çok güzel ama ben size bu yazıda, ayağınıza geçirdiğiniz ultra rahat ayakkabınızla, asfaltın verdiği görece rahatlıktan veya boğazın serin sularında keyifle attığınız kulaçlarınızın haricinde, başka bir mücadeleden bahsedeceğim.


Zorlu etaplar, yıkıcı performans, macera, azim ve bütün bunları neredeyse kalp atış hızına kadar birlikte yaşamanız gereken bir takım arkadaşıyla birlikte yapmanız gereken: @swimrunchallenge.

Dinlerken yorulacaksınız,ama başalayalım; üzerinizde bulunması zorunlu olan wet suit’in içinde terlemeye başlamanız tabi ki sıkıntılı ama ellerinizdeki el paletlerinizi, yüzerken bacaklarınızın arasında bulunması zorunlu olan pull buoy’u ve kolunuzda yönünüzü bulabilmeniz için daha önceden parkuru dijital olarak yüklediğiniz saati düşünün. Bu arada wet suit ile yarışıyoruz diye sadece yüzeceğinizi sanmayın. Yarışmanın isminden de anlaşılacağı gibi yüzme ve koşu etapları arka arkaya geldiği için ayağınızda da ayakkabılarınızın olması gerekiyor. Doğada yarıştığınız, kolunuzdaki dijital haritayı takip ettiğiniz ve bazen yorgunluktan kafanız karışabileceği ve yönünüzü kaybedebileceğiniz için düdük bulundurmanız zorunlu. Bu arada takım arkadaşınızdan daha hızlı veya yavaş olmanız bir anlam ifade etmiyor, çünkü çoğunlukla bir çekme lastiğiyle birbirinize bağlısınız. Finişi beraber görmelisiniz.


Ürkütmek istemezdim, ama bu yarışmaya katılmaya karar verdiğinizde, trafiğe kapatılmış güvenli bir koşu parkuru, billur gibi koyların kenarından püfür püfür esen tatlı bir rüzgar ve her tür performans derecesinden binlerce kişi beklemeyin start çizgisinde, bunun adı mücadele.

Bu yarıştan haberdar olduğumda ve @arborganisation imzasını gördüğümde nedense şaşırmadım ve hatta yakışanın gerçekleştiğini, sıkı bir parkurun yanında, yarış öncesi, sırası ve sonrasıyla da başarılı bir organizasyonun yaşanacağını anladım. Anlatayım…


Bugün dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Barselona’yı bu haklı şöhretine kavuşturan, sanılanın aksine Barselona takımı ya da Messi değil, 1992 yılında düzenlenen Yaz Olimpiyat Oyunlarıdır. Bir okçunun ucu yanan bir ok atarak uzaktan ateşe verdiği meşaleyle unutulmazlar arasına giren o Olimpiyat Oyunlarında, Olimpiyat yemini eden sporcu ve aynı zamanda ülkemize kürek dalında ilk madalyayı aynı yıl Dünya Şampiyonası’nda üçüncü olarak getiren kişi, @swimrunriva ‘nın da organizatörü ve @swimrunchallengeturkiye olarak bu yarışı ikinci kez düzenleyen AliRıza Bilal’di.

Yönetici olarak bulunduğu, şehrin önemli spor merkezlerinden birinde kendisine asistanlık yaptığım yıllarda düzenlediğimiz yarışmaların bir kısmına hakem, bir kısmına yarışmacı olarak katılmış biri olarak, swimrun challenge yarışlarının onun ruhuna ve sportif hırsına çok uyduğunu söyleyebilirim. Davetini kıramayıp eşimle birlikte katıldığım yarışta da bu düşüncelerim pekişti tabi…

17 Eylül sabahının güneşli Riva’sı. Yarışın fuar alanında çeşitli markaların stantları arasında spor akademili gönüllü gençlerin arasında koşuşturan ARB. Parkurla ilgili son bilgiler, kontrol noktalarına yerleştirilen hakemler ve start hazırlıkları son sürat. Yarıştan bir iki gün önce hava şartlarının uygunluğundan dolayı wet suit zorunluluğu, ince ve havadar bir malzemeden oluşan tri suit ile değiştirildi. Katılım benim beklediğimden fazla ama asla şehrin caddelerinde yapılan konforlu bir koşu yarışının katılımcı sayısını beklemeyin. Son brifingde, mesafe 16,3 km olarak açıklandı. Bunun 4 km’si yüzme, ki içinde Riva deresi ve hafif bataklığımsı 15m’lik bir su geçişi var. Kalan 12 km ise koşu parkuru ama bir ARB organizasyonunda onun da asfalt olmasını bekleyemezsiniz.


Yüzme etabıyla sahilden verilen startla birlikte zaten hiçbir iddiamızın olmadığı yarışı bitirip bitiremeyeceğimiz konusundaki endişelerimin hepsi uçup gitti. Çok fazla antrenman eksiğimiz, tecrübesizliğimiz ve yıllardır emsalsiz bir aşk yaşamamıza ve iki tane muhteşem çocuğun pek uyumlu anne ve babası olmamıza rağmen bir swimrun challenge ekibi olarak berbat olduğumuzu anlamamız için yüzme etabının ilk 150m’si yetti. Bundan sonrası eşim için, yarışmanın neresine kadar gidebileceği, benim için de parkurun zorluk derecesini, nasıl bir antrenman programıyla hazırlanılabileceğini, organizasyonun kalitesini araştırıp değerlendireceğim bir aktiviteye dönüştü.


Sudan çıktıktan sonra GPRS özellikli saatime yüklediğim rota ile kısa bir koşudan sonra, bu sefer yine zorlu, dalgalı bir denizde, daha uzun bir yüzme parkuruyla yaklaşık 1km’lik bir efordan sonra zorlu koşu etabı başladı. Çalılıklar arasından, büyük iş makinelerinin tekerleklerinin toprak yolda açtığı derin yarıklar arasından, patikalardan, tam anlamıyla doğanın ortasından bazen koşarak bazen yürüyerek ilerlemek değil ama; Riva’nın o meşhur bungalov hotellerinin önündeki yaklaşık 300m’lik dereyi yüzerek geçmek biraz koydu. Çünkü yarışmacı gruplardan geride kaldığımız için o etabı yalnız geçmemiz gerekti. Tatilini yapan otel müşterilerinin, deniz bisikletine binerek çevremizde dolanan ve çoğunun anlam veremediği bakışlarının arasında bulanık sudan yüzerek geçmek pek de fazla motivasyon sağlamadı. Hele bir deniz bisikletli, göbekli, ukala, kendini beğenmiş vardı ki “abi su biraz pis değil mi?” diye gevrek gevrek sorarken, şu bisikleti devirebilir miyim acaba diye düşünmedim değil.


Sonra yine toprak ve dik bir yolda koş-yürü yaparken ARB cipiyle yanımızda belirdi ve canlandırıcı birkaç sözden sonra yarışın bizim için en zorlu etabı olan ve son 1800m’sini oluşturan dere geçişine başladık. Şemsinur’un vücudunda biten şekerden, onun hızında giderken benim üşüyen ve direnci düşen psikolojimden kaynaklı olarak Riva deresinin ortasında çok romantik bir kavga ettik. O gün o civarda bulunanlar ve yükselen seslerimize tanık olanların anlam vermekte zorlanacakları bir olaydı, ben de henüz pek anlam veremedim ama sanırım şeker ve psikoloji bağlantısı!! Üç dört dakika sonra yine yan yana yüzüyorduk ve yanımıza sup-kanosuyla bir beyefendi geldi. O kadar güzel sözler söylediki eşime bu yarışmayla ve onun başarmak üzere olduğu şeyle ilgili. Gerçekten de bu yarışma Şemsinur için sportif bir olay değil, bir azim ve kararlılık gösterisine dönüşmüş, herşeyden önce farkına varmadan geri dönülecek ya da vazgeçilecek çizgiyi çoktan aşmış olduğunu farketmişti. Buradan sonra asla bırakmayacağını, ne olursa olsun yarışı bitireceğini anladım. ARB kano üzerindeki adamı arıyor, mevkimiz ve durumumuz hakkında bilgi alıyordu. Son bir gayretle Riva deresinin Karadenize açılan ağzının sağ burnunu dönünce finiş kapısıyla, ARB, eşi Göksu ve bizi bekleyen spor gönüllülerinin alkışlarıyla karşılaştık. Rakiplerimize bozulmadık tabi bizi beklemeden ayrıldıkları için; çünkü hazırlıksız başladığımız bu yarış beklentimizin üzerinde bir zorlukla geçmiş ve biz ancak 5 saat 55 dakika gibi bir süreyle bitirmiştik yarışı. Ben sevgili eşim Şemsinur’un sportif olmayan, ama bir kararlılık abidesi gibi dikilen başarısı ve azmini tebrik ediyorum ilk önce. Bu yarış bana onun çok iyi bir sporcu, başarılı bir performans yarışçısı olabileceğini gösterdi.


Ve tabi, yıllar sonra bir spor adamının ruhundan katarak hazırladığı bu yarışta, yurt dışındaki örneklerinden hiçbir eksiğinin olmadığını, hatta parkur anlamında daha da görkemli olduğunu düşündüğüm swimrun challenge organizasyonunda bulunmanın hazzını yaşadım. ARB ve SwimRun Challenge’ın önümüzdeki dönemde daha da muhteşem parkurlar oluşturacağına ve katılabilirsek o yarışlarda mutlaka final fotoğrafının içinde bulunacağımıza inanıyorum…

“SWİMRUN CHALLENGE – Bir Yarışın Anatomisi” için bir cevap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir