THE LAST SAMURAİ (Original Motion Picture Score)

Son Samuray, aslında hiçbir Amerikalı’nın ve hatta hiçbir batılının gerçekleştiremeyeceği, içinde yer alamayacağı bir hikayeyi anlatan 2003 yılında çekilmiş bir Tom Cruise filmi. Yeni yapılanan Japonya ordusunu eğitmek için Amerika’dan davet edilen bir subayın taraf değiştirerek, Japonya’nın kadim geleneğinde köklü bir yere sahip olan ve bir bakıma Japonya da demek olan Samuraylara katılmasının yer yer epik hikayesini izliyoruz. Gişe başarısı da yakalamış olan filmde Tom Cruise tarihsel aksiyonun da üstesinden gelerek iyi bir oyunculuk sergiliyor.

Dinlediğim albüm, bu filmin müziklerinin olduğu bir Hans Zimmer albümüydü. Sinema ile biraz ilgilenenlerin hemen hatırlayacağı gibi İnception, Batman-Kara Şövalye Yükseliyor, Batman vs. Superman, İnterstellar gibi önemli filmlerin de müziklerini yapmış olan Alman sanatçı Aslan Kral ile  bir de Oscar kazanmış. Başarılı bir özgeçmişe sahip olan Zimmer’in Son Samuray albümü de oldukça başarılı. Film sahnelerini takip eden, parça numaraları değişse de arasız olarak süren, zaman zaman yükselen ve çoğunlukla alçalan tempoyla uzakdoğu ezgilerinin de içine serpiştirildiği ama daha çok klasik müzik tınılarıyla  dolu doyurucu bir albüm.

İlk parçayla birlikte ortaya çıkan ana tema, bütün albüm bitene kadar birkaç defa daha farklı tempolarda ve daima ilgiyi üzerinde toplayacak şekilde tekrar ediliyor. Sahnelerdeki duygusal yükselmeler ve alçalmalar sırasında da bu temayı hemen tanıyoruz. Ama bunu bir Alman’ın müziksel anlatımıyla dinliyoruz, heyecana kapılmadan ve bir Japon tefekkürüyle.

Bu dinlendirici, zaman zaman duygulandırıcı ve bazen tansiyon yükseltecek feryatlar barındıran eseri dinlerken tabi ki o kadim Samuray kültürünü düşündüm. Batıya endekslenen çok eski geleneklere sahip bir kültürün kendi özünde bulunan bir yaşayış şekline nasıl sırt çevirdiğini; ülkesine yürekten bağlı pek çok insanın ise bu bağlarından vazgeçmeyerek çok zor durumlarda kendi vatandaşlarıyla nasıl mücadele ettiklerini ve sonunda kaybettiklerini biliyoruz. Edebi tatlar meraklılarının da keyif alarak okuyacağı Yukio Mişima eserleri bu dönemi ayrıntılarıyla anlatır. Ama gelenekselcilerin ve kralcıların kaybettiği bu mücadelenin sonu ise şaşırtıcıdır bana göre. Çünkü geleneklerine sırt çeviren toplumların yaşayamayacağı inancı yerleşik olmasına rağmen bizde, onlar Japonya olmuş. Bugün modern dünya içinde en gelişmiş ve en zengin ülkelerden biri konumuna gelebilmişler. Ben yine de bunun genlerindeki o eski kültürden, çalışkan ve zeki olmalarından, değerlerine bağlılıklarından ve ayrıca adaptasyon yeteneklerinden geldiğini düşünüyorum.

Son Samuray filminde yaşandığı gibi bir olayın, yani bir Amerikalının gidip samuray olmasının gerçekleşebileceğini sanmıyorum. Hollywood sinemasının inandırıcılığı ve seyir zevkidir yaşananlar. Ama hepimizin bir samuray olduğumuzu düşünmeye ve bunu sağlam birkaç ayak üzerine oturtmaya çalıştım albümü dinlerken. Japon kültüründeki gibi feodal sistemin askeri koruyuculuğunu üstlenmiş bir felsefeyle değil belki ama, kendi iç koşullanmalarımızın, hedeflerimizin, inançlarımızın peşinde kendi ahlak kurallarımızı koyduğumuz; yürüdüğümüz yolun içinde, benimsediğimiz bu yaşam felsefesini uyguladığımız modern samuraylarız. Gerçeğin peşinde farklı yollardan geçerek de olsa , farklı dürtülerle harekete geçiyor olsak da, iyiliğin, güzelliğin, doğruluğun yanımızdan ayrılmasına izin vermeyen hafif gevşek samuraylar. Gevşek diyorum, çünkü Bushido denilen ve Samuray kültürünün özünü oluşturan sıkı bir eğitimden sonra savaşçı mertebesine yükselen bu insanlar, kendi yollarında karşılaştıkları yenilgiden sonra seppuku yaparak kendi hayatlarına son verirler.

Efendisini ve bağlı olduğu grubunu kaybeden samuray artık bir Ronin olur. Zaman zaman hepimiz yönümüzü kaybederiz, hedefimizden sapar, yalpalar, savruluruz. Hayatımın bir bakıma Ronin olarak yaşadığım bir döneminde tanıdığım, toprağımdan uzakta bana sahip çıkan, varlığıyla önümde başka bir pencere açan, imkanlarıyla yönümü bulmamda bana rehber olan bir dostumun önerisiyle edinmiştim bu albümü. Onun şimdi bir Ronin olduğunu görüyorum ve sağlam bir samuray olduğu için güveniyorum yakında hedefinin tekrar önünde parlayacağına. Biz yeni gevşek samuraylar, tökezleriz, düşeriz belki ve kalkarız yine ayağa. Vazgeçmeyiz.

Yıllardır dinlediği Son Samuray albümündeki gibi, bir yükselen bir alçalan yaşam temposunun yakında durulacağını, durgun ama güçlü akan bir büyük nehre dönüşeceğini biliyorum kadim dostumun. Onu ilk tanıdığımdaki gibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir