Turgut Uyar – Büyük Saat

Cumartesi sabahları evin içinde eşya bile uyanmadan okumaya başladım şiirlerini. Güneşin eve girdiği pencereyi arkama alıp, gözümde nereden bulup uydurduysam bir yakın gözlüğüyle, içindeki hüznün kokusunu mısralarında aradım. Sadece haftasonları yirmişer sayfa, kitaptan kitaba bir arayış çabasıyla değişen biçim ve hele bir de ikinci yeni şiiri okuyorsanız, Turgut Uyar’ın külliyatı Büyük Saat kitabı, şairin yolculuğunun yanında sizin de hem içinizle hem şiirle ilgili bir mücadeleye dönüşüyor.

turgut I

Herzaman söylenir; Uyar, Türk şiirine hüzünle ilgili bir duyarlılık getirmiş, mısralarında neredeyse elle tutulacak bir gövdeye sahip olmuştur hüzün.  O Cumartesi sabahları, şiirlerinde akşamüzerlerinden bahsederken, sokaklardan, kaldırımlardan bahsederken hissettim o hüznü. Şehirlerin kendi başlarına ve kendi içlerinden yükselen bir hüzne teslim olduklarını okudum Turgut Uyar şiirlerinde. Sokakların, sokaklarda yürüyen sıradan insanlar kadar umutsuz olabileceklerini, caddelerin akşamcı sofralarının sakinlerine verdiği gibi bir duyguyu özleyebileceklerini düşündüm. Atların güzel hayvanlar olduklarını, çok sevildiklerini okudum Uyar mısralarında. Kimi insanların çok fazla içki içtiklerini, çok fazla severek içtiklerini okudum içkilerini.

Turgut Uyar, şiirine çalışan bir şairdi anladığım kadarıyla. Bugün büyük oranda tanınan ve kitlelerin aklında yer etmiş şiirlerinin bulunduğu kitaplarından sonra, biçim çalışmalarına girdiği, geleneksel şiir kalıplarına döndüğü ve şiirinde bahsettiği sınıfı dahi değiştirdiği görülüyor. Onun deyişiyle mümkün olanın kıyısında ve eliyle yeteneğinin ulaşabildiği bütün olanakları şiirin içinde değerlendirmeye çalışan bir şair olarak tanıyoruz onu bugün. Onu bugün büyük bir aşık olarak da tanıyoruz. Tomris Uyar ile yaşadığı ilişki şiirlerinde, canlı bir aşkın, tutkulu bir beraberliğin tanığı olarak yaşıyor.

1927 yılında Ankara’da kalabalık bir aileye doğmuş şair. Müziğin her türlüsünün icra edildiği bir evde büyümüş Turgut Uyar. Şiirlerden önce notalarla, notalarda ifadesini bulan duygularla öğrenmiş sanatsal dışavurumu. Müziğin kendine özgü çekim gücü onu sanatın olanaklarıyla, iç dünyasını dışarıya yansıtmanın yollarıyla tanıştırmış. Çok küçük yaşlardan itibaren de şiire yönelmiş. Tanıdığı bütün şairlere, artık o an kimi okuyorsa, öykünerek şiirler yazarmış.

Şiirinde elle tutulur bir varlığa dönüşen hüznün ise, her zaman uzaklarda olması gereken asker babasına duyduğu özlemle beslendiği söyleniyor. Bir umutsuzluğun gelişmesi için, mısralar arasında vücuda gelmiş bir duygu olarak okuruna ulaşan hüznün varlığı için, dikenli çalılıklarla dolmuş bir bahçede yapayalnız hissetmek için yeter koşul baba özlemi. Aşk, hüznü bitiren değil, umudu körükleyen değil, olan bitene şimdilik katlanmayı sağlayan bir can simidi, bir kurtarıcı.

Turgut Uyar şiirini, kendisi zaman zaman tersini belirtse dahi, ikinci yeni şiirinden ayrı düşünemiyoruz. O, şiir yolculuğunun son duraklarında, bir divan kaleme getirmiş olsa da, en verimli ve tanınırlığının arttığı dönemlerini, adı geçen ikinci yeni içinde yaşamıştır. Cemal Süreya, Edip Cansever, Ece Ayhan, İlhan Berk gibi isimlerle birlikte Türk Şiirinin en önemli dönemeçlerinden ve kimilerine göre hala dönülmekte olan bu akımın, tam olarak öncüllerinden olmasa da önemlilerindendir.

TURGUT II

 

Kişinin anlam duvarlarına yüklediği, şifrelerle kapalı bir anlatıma sahip ikinci yeni şiiri, okurunu toplum hayatının sürgitinden ziyade, kişinin iç dünyasına, buhranlarına, çıkmazlarına, tutkularına, tutkuyla takıldıklarına çeken; öznenin neredeyse bilinçaltıyla başbaşa kaldığı ve serbestçe anlattığı, büyük gövdeli bir akıntı olarak Türk şiirini şimdi bile etkileyen bir akımdır. Bireyseldir, zordur, gerçeküstü ve bilinçaltıdır.

Şiir açıklaması, eleştirisi, kuramı, yorumu okumayı şiir okumak kadar çok seven benim gibi biri için ikinci yeni şiiri, birçok yorum veya eleştiri okumam gerektiği için, şiirden şaire giderek, birçok kendine özgü ikinci yeni şairinin hayatını okumama fırsat sağladığı için değerlidir. Bugün okuduğumuz birçok şair, Türk şiirine çok önemli katkısı olan ve bugün okuduğumuz şiirin oluşumunu sağlayan ikinci yeni akımı içinde eser vermeye başlamış ve yetişmişlerdir. Yukarıda saydığımız isimlerin kitapları, şiir kitabı satılmayan ülkemizde defalarca baskı yapmaktadır. Bu durum, şiirlerinin yanında hayat hikayelerinin ve yaşayışlarının da neden olduğu ve adeta çevrelerini saran bir gizem bulutuyla birlikte anılmalarıdır.

TURGUT III

Babasını çok özlemiş bir şair o. Büyük Saat kitabını okuduğum o haftasonu sabahlarının bir kısmında babam da benim evimde ve o saatte içeride uyur olurdu. Sonra benim de büyük saatim geldi ve babam gitti. Gittikten sonra, Turgut Uyar şiirlerinin içinde anlatılan o bıçak keskinliğindeki hüznü bıraktı. Duyumsanan bir tat olarak, hatırlanmasıyla birlikte gerçek bir acıya dönüşen ama o tadı oluşturan yaşantının sonsuz değerinin verdiği hüzün.

Babam şiir yazmazdı ama Uyar gibi içki içerdi eskiden. Tıpkı Turgut Uyar gibi severek ve çok içerdi. Turgut Uyar kesin, babam dolaylı olarak içkiden öldü. Başka bir ortak yanları daha vardı. İkisi de çocuklarına çok sevdikleri babalarının adını vermişti.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir