Varlık – Ekim’19

Felsefe tarihinde de önemli bir yeri olan bu kurama göre bedenimize dayanarak tanımlanan ve erkek ya da dışi olarak adlandırılmamızı sağlayan biyolojik cinsiyetimizdir, bunların üzerinden kapsamı ataerkil bakış açısıyla belirlenmiş kadınlık ya da erkeklik kodlarının dayatılması sonucu edindiğimiz kimlik ise toplumsal cinsiyetimizdir. Bu kimlikler üzerinden inşa edilmiş bir hiyerarşinin içinde, ikinci sırada olma nedeninin ‘özümüzde’ olduğu anlatısıyla çepeçevre sarılırız. Sözkonusu özle bağdaşmayan her kimliği ve yönelimi dışlayan bu anlatının kurbanları, cis ya da trans, homoseksüel ya da heteroseksüel, kendisini herhangi bir cinsiyete ait olarak tanımlamayan ya da akışkan bir cinsiyet kimliği olan, kısacası bu normatifliğe aykırı şekilde var olma suçu işleyen her bireydir.

Renizim ve Kuir Hareketin Mutsuz Evliliği

Damla Karagöl

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir