Varlık – Kasım’21

…İlginç bir biçimde, yakın coğrafyada bir başka “mutasavvıf” şair, Dante, hemen hemen aynı günlerde Yunus’un yaptığına benzer bir işi yapmakta, o dönemde edebiyatta baskın dil olan Latince karşısında İtalyancayı edebiyat dili haline getirmekteydi. Akdeniz coğrafyasında dil ve kültür üzerinden gerçekleşen böyle bir buluşma, örtüşme anlamlıdır. Kültürel ve/veya dilsel kalkışmaların yakın coğrafyalarda doğrudan olmasa da dolaylı şekilde birbirlerinin rüzgarından esinti aldığı bilinir. Bu iki şair birbirini tanıyor olmasa da biri İtalya’da biri Anadolu’da halka yaslanan dil ve edebiyat anlayışı yaratmada öncü olmuş, biri Hristiyanlık diğeri Anadolu Müslümanlığı çerçevesinde geliştirdiği sufi düşünceyle yarattığı dile metafizik alan açmıştır. Katı klasik yabancılaşma zorundan dönüp halk dilinin sıcaklığına sığınmak, bu sıcaklık içinden yeni bir duyarlık geliştirmek için şüphesiz hem uyanık hem de yetenekli ve donanımlı olmak gerekir. Dante bunları içinde bulunduğu çevreler sayesinde elde edip İtalyancanın yolunu açarken, Yunus hem dervişlik deneyimlerinden hem de Türkmenlerin dilsel geleneğinden beslenmiştir.

Beni Bende Demen Yahut Yunus Emre Bugüne Ne Söyler?

Bâki Asiltürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir