Varlık – Aralık’19

Poetikaların yaşanılan tarihsel dönemdeki toplumsal ve politik koşulların ürünü olduğu hususunda Voloşinov’un, Medevdev’in Edebiyat İncelemelerinde Biçimsel Yöntem adlı kitabından yaptığı şu alıntı oldukça isabetlidir: “Edebiyatın ve bireysel bir edebî eserin üretimi ancak ve bütün bir ideoloji alanının sunduğu çerçevede anlaşılabilir. Bir edebiyat eserini bu bağlamdan ne kadar uzaklaştırırsak, o eser kendi içinde o kadar atıllaşacak ve cansızlaşacaktır”(Marksizm ve Dil Felsefesi 53.) Voloşinov, ideoloji kavramını anlamaya çalışırken ideolojiyi bilinçte değil somut bir fenomen ve somut ilişkiler ürünü olarak toplumsal ve ekonomik yasaların göstergesel boyutunda aranması gerektiğini vurgular, bu da edebî üretimin ideolojik, bir üst poetik boyutuna yapılan anlamlı bir vurgudur. Her eser, yazarın yaşadığı karmaşık toplumsal ilişkiler ağının ideolojik boyuttaki türevidir. Yazar yaşadığı dönemin düşünsel boyutundan kendi eserinin düşünsel boyutunu yaratır. Florence Dupont, Edebiyatın Yaratılışı adlı kitabında edebiyata ulusların tarihsel gelişmelerinde üstlendiği rol açısından din gibi işlev gördüğünü söyler. Şair, tarih içinde bu söylemi hem yaratır hem de bu söylem ve ideolojinin etkisinde dönemini de dönüştürür.

Poetikalar Üzerinden Cumhuriyet Öncesi Türk Şiirinin Poetik- Sosyal Yapısını Okumak

Müesser Yeniay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir