Varlık – Temmuz’20

Tıpkı Kierkegaard gibi Nietzsche de toplumun sivrilen değil evrenselliğe tutunan bireyi ödüllendirdiğine kanaat getirir. Bu bağlamda toplum sadece vasat değil aynı zamanda korkak ve karamsardır. Toplumsal ve normlara dayalı bir etik ve inanç anlayışından çok bireysel ahlakın geliştirilmesi gerektiğini savunur Alman düşünür. Şerefli insan kendinden öncekiler tarafından inşa edilmiş bir ahlak sistemine katılmak yerine kendi eylemlerini analiz etmek suretiyle şahsi değerlerini keşfedebilen insandır. Nietzsche sürüye mensup vasat adamdan tabir yerindeyse tiksinir. Yalnızca rahatlık ve iktifa için yaşamını sürdüren bu adamın hiçbir yaratıcı ya da devrimci dürtüsü oluşamaz. Bu durum Nietzsche’ye göre insanlığı bekleyen en büyük tehlikedir. Vasatlık hem kültürün hem de günlük yaşamın her alanına nüfuz etmekte, yoğun duyguları seyreltmekte ve bireyi özgünlük potansiyelinden uzaklaştırmaktadır. Böyle devam ederse kitleler vasatın üzerine çıkan ya da çıkmaya çalışan bireyleri sistem dışında bırakacak, hatta bastıracak ve cezalandıracaktır.

SEÇKİN VASAT

Pelin Kıvrak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir