WOLFGANG AMADEUS MOZART

Bir İnsan: WOLFİE

Heryerde onun beş yaşındayken ilk konçertosunu bestelediğini okuyabilirsiniz. Bir konçerto dinlediyseniz bunun kolay olmadığını biliyorsunuzdur ve beş yaşındayken bir ana enstrümanın arkasında ona eşlik ederek çalan bir klasik müzik orkestrası için beste yapmak, üstün bir akıla ve matematik zekasına işaret eder. Altı, yedi yaşlarından başlayarak Avrupa’nın bütün saraylarında, bizzat o sarayların sahibi Kral ve onların yakın aile fertlerine konserler verdiyseniz, üstün enstrüman çalma yeteneklerinizi sergilediyseniz, yetenekleriniz oldukça ileri düzeyde ve çok tanınmışsınız demektir.

Ancak bütün bunların birbiri ardına gelen uzun yıllar boyunca sürmesi, aynı zamanda sizin hiç arkadaşınız olmayacağı anlamına gelmez mi?  Wolfie müzik ve enstrüman eğitimi dışında formal eğitim almış mıydı?

Yüksek düzeyde bir şov işindeydi küçük Wolfgang, ve babası tarafından gerçekleştirilen bağlantılarla üstün yetenekleri soylu kesime sergileniyordu. Sanılanın aksine ilerleyen yaşlarında fakir değildi, parasını kullanmayı bilmiyor ve savruk davranıyordu. Çocukluğu ve ilkgençliği boyunca binlerce kilometre yapıp adeta bir proje çocuk olarak yetiştirildiği için ekonomi, tutumluluk, aile geçimi gibi konuları bilmemesi çok normal. O uzun ve yorucu yolculukların sarsıcı at arabalarıyla ve kış aylarında dondurucu soğukta yapılması, yeterli ve düzenli beslenme zorluğu da vücudunu yormuş olmalı.

Yıllar önce Mozart’ın 250. doğum yılında pek çok organizasyona Mozart anmaları yerleştirilmişti ve konserlerde mutlaka eserlerine yer veriliyordu. O zamanlar Akbank Oda Orkestrası henüz hayattaydı ve bir konser öncesi şef Cem Mansur şöyle demişti Mozart’ı anlatırken, ‘şimdi çalacağımız eseri onsekiz yaşındayken bestelemişti, ancak ilk bestesini oldukça geç bir döneminde, henüz beş yaşında bitirebilmişti’.

Fazıl Say ise bir instagram paylaşımında şunları yazdı geçenlerde,’ Mozart’ın şarkısını, şiirini, dansını, cıvıltısını, eserlerinin tertemiz formunu seslendirirken kendimi olabildiğince doğallığa indirmek istedim hep. Mozart’ın müziğini basit artikülasyon ile çalmak mümkün değildir, onu vücudumuzdan seslere akıtmamız gerekir, onu yaşamak, onunla nefes almak gerekir’.

Genç ve ünlü bir piyanist olan Çin’li Yuja Wang’ın bir ropörtajında henüz Mozart ve Beethoven çalacak duygu birikiminde olmadığını ve şimdilik teknik yönden güçlü görünen Rus bestecilerle devam ettiğini okumuştum.

Wolfie, içinden coşku, ritm, iyimserlik taşan her türden bestelerini yaparken henüz yirmili yaşlarındaydı ve müziğin yolculuğu onunla yatak değiştiriyordu.

Bir film: AMADEUS

Gerçek ve Hakikat arasında olması muhtemel bulunan farkı, gizli açık bütün anlamlarıyla en güzel anlatan araçlardan biri kuşkusuz sinema. Hakikatin ne olduğunu, kendi zihnimize de indirdiğimiz bir perdenin arkasına alıp sorgulamadan, izlediklerimizin gerçekliğine inancımız; bizim açımızdan sinemanın ne ifade ettiğini gösteriyor.

Farklı gerçeklik durumlarından sadece bir tanesine perdede tanık olduğumuz gerçeği, başka açıların da varlığını ve onların da farklı hakikat durumları yaratabileceği düşüncesi izleyiciyi olgunlaştırıyor.

Amadeus böyle bir film. Wolfgang Amadeus Mozart’ın hayatı, yönetmeni Milos Forman’ın gözünden, sevilerek izlenmesi en garanti haline getirilerek yaratılmış. Araştırmacılar için bile henüz kesinleştirilmemiş ayrıntılar filmde bir kabul olarak sunulmuş. Kazanan haklıdır derler, filmin sekiz tane Oscar’ı var. Amadeus hakkında küçük bir araştırmayla bulabileceğimiz pek çok bilgi ilgi çekici sahnelerle işlenmiş. Gözleri kapalı çapraz ellerle piyano çalma, duyduğu bir eseri tamamen hafızaya kaydetme, koca bir eseri hiç düzeltme bile yapmayacak şekilde direk zihninden kağıda geçirme, müzikte devrim denebilecek yenilikler üretme ve uygulama, çekilen zorluklar…

W. Amadeus Mozart’ın hayatı başlı başına bir eser ama konu özelinde bir filmi belli bir çıtanın üzerine çıkarmak için, üzerinde oynanmış gerçekliğin hakikatin yerini alması gerekiyor. Zamanının en büyük bestecisi ve konum olarak Mozart’ın çok üzerindeki Salieri, büyük bestecinin ölümünü isteyen, kıskanç ve yeteneksiz kötü adam oluyor. Oscar’lık muhteşem bir oyunla hem de.

Amadeus filmi o kadar büyük bir etki bırakmışki, Wikipedi’de Türkçe Mozart maddesinin altında bir başlığa sahip ve filmde gösterilenlerin gerçekliğiyle ilgili açıklamalar bulunuyor. Ayrıca Milos Forman bir tiyatro eserinden uyarlanan bu filmin bir biyografi olmadığını belirtmek durumunda kalmıştır. Yine de Mozart ve eserleri hakkında çok fazla insan bu filmle birlikte daha çok bilgi sahibi olmuştur. Ayrıca başka bazı konularda( konu, kurgu, sanat, oyunculuk, makyaj, uyarlama vs.) başarılı olmayan filmlere sırf çok iyi bir müzisyenin hayatını anlatıyor diye sekiz tane Oscar verilmez.

24 Şubat tarihinde Zorlu Performans Sanatları Merkezinde verilen ve benim bu yazıyı yazmama da sebep olan konser ise çok güzel ve değişik bir konsepte sahip. Dev ekranda film oynarken, teknik olarak çıkartılan ses bandının yerine filmde olan bütün müzikleri tam yeri ve zamanında ekranın önünde, sahnede bulunan orkestra ve koro üyeleri seslendiriyor. Daha önce kızımın da korist olarak katıldığı Yüzüklerin Efendisi-Yüzük Kardeşliği filminde izlediğim bu tarz konserler çok etkileyici. Hele Amadeus gibi müziklerinin tamamına yakını Mozart’ın eserlerinden oluşan bir program çok keyifliydi. Özellikle filmin başındaki 25. Senfoni ve sonunda Mozart’ın Salieri’ye yazdırdığı Requiem sahnesi mükemmel ve konsept ile çok uyumluydu.

Ancak PSM ile ilgili canımın sıkıldığı bir konu var ki söylemeden edemeyeceğim. Sanırım salonun akustiği klasik müzik için yetersiz olduğundan ses elektronik olarak veriliyor. Yani her enstrümanın önüne yerleştirilmiş mikrofon ile biz izleyiciler, örneğin bir kemanın sesini mi dinliyoruz, yoksa o kemanın bir anlamda elektronik işlemden geçerek kulağımıza gelen sesini mi? Başka sahne gösterileri için bu şekilde kullanılması planlanmış bir yer olabilir Zorlu PSM, ama klasik müzik için bu durum uygun mudur?

Bir Dahi: MOZART

Okuyacaklarınızı değerlendiriken Mozart!ın otuzbeş yaşındayken öldüğünü aklınızın bir kenarında tutun lütfen.

Müzik de dönemlere ayrılır ve değişen çağlarla birlikte bu değişime kendini adapte eder, ifade olanaklarını geliştirir. Yeni formlar, yeni uygulama biçimleri, çağının ilerisinde giden sanatçılarla açığa çıkar. Yaşadığı çağın müziği Barok anlayışını, Klasik müziğe doğru yönelten ve tabi içinde yine de Barok müziğin etkilerini harmanlayan bir sanatçı olmuştur Mozart. Kendisinden sonra gelip, kendisine saygı duymayan ve bu saygısını ifade etmeyen büyük besteci yok gibidir. Beethoven, Chopin, Çaykovski, Schumann bunlardandır. Birçok büyük besteci onun müziğinden esinlenen bölümleri kendi eserlerinin içine ve ona ithafen koymuşlardır.

Düzenlenmiş ve bu düzeni 12 yılda oluşturabilmiş kişinin adıyla Köhel Dizini olarak adlandırılan listeye göre 626 tane eseri vardır. Şüphesiz Klasik çağın en üretken, sansasyonel, başarılı bestecisidir. Senfoni, opera, sonat, keman, piyano, harp, flüt konçertoları olmak üzere her türde eser vermiştir. İlk senfonisini 8 yaşında, ilk operasını ise 12 yaşında bestelemiştir.

Eşi Constanze’ın kendisi öldükten sonra evlendiği adamın mezar taşında şöyle yazar: ‘Burada Mozart’ın dul kalan eşinin ikinci kocası yatıyor.’

Hakkında böyle bir bilgi bulunan insanın hayatından efsane perdesi eksik olur mu?

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir