Yücel Kayıran – Çalgın

Şairi, okuduğum şiiri ile bulabilir miyim? Bulduğum şair midir, herhangi bir kitabında okuduğum işte şu kadar şiirinden sonra? Onun kâğıda bıraktığı kendi içinin izlerini, dehlizlerini mi okurum, yoksa kendi dehlizlerimin karanlık köşelerini mi?

Şiir korkusu var bende, birisinin şiirini okurken içimden geçen şiirle, okuduğumu kesiştirememe, yazanın değil de kendi içimdekinin sesinin peşinden gitme korkusu. Okuduğum şiirle şairini anlayamama, yanlış anlama ya da haksızlık yapma korkusu yazdıklarına.

Bu yüzden şiire ait yazıları şiirden daha çok okurum. Bir şairden dinlemek isterim eserini ya da bir eleştirmenden. Bir dizenin gizli açık tüm anlamlarını, şiirde geçen sözcüklerin dünyayla kurdukları her bağlantıyı onlar anlatsın isterim. Yanılacağımı düşünürüm, iç benim düşündüğüm iç midir, mavi aynı mavi mi, ateş yakar, su akar mı? Nereden bilebilirim, mor halkalarla dağlanmış gibi uykusuz kalmış bir çift göz, çocukluğunda kalmış bir babada isteyip de bulamadığı neyi karalamış özlem diye önündeki kâğıda? Mesela, sevdiğine özleminden ciğerinin köşesi de yanamaz mı şairin bilmem kaçıncı sigarasının korlaşmış ucu gibi? Ya ben bilemezsem, göremezsem içini şairin?

Ama belki şiir dizede kendini bulduğunda artık şairin değil de benimdir. Onun mavisi benim için yeşildir, onun iç dediğini ben yanımda bulurum; dışarısı içim olur belki. Şair son bir an sahip olduktan sonra içinden büyüttüğü mısraya, kaybeder onu. Paylaşıldıktan sonra, okuyan herkes özgürdür artık şiiri okumakta, anlamakta, belki yanlış yorumlamakta. O şiiri yazmış şair artık benim bakışıma hapistir. Ben kendisini bilene kadar, yorumladığım o şiiri yazan eksik kişidir şair.

Kitabına Çalgın ismini veren Kayıran, sözcüğün anlamını açıklamış ilkin.

Ötekinin bakışı/nazarı altında kalan kişinin varoluş durumunu ifade eden bir kelime çalgın. Ötekinin bakışıyla/nazarıyla ruhundan bir parça alınan/çalınan, böylece eksilen ruhuyla çalınan parçanın peşinde dolaşıp duran, o eksik parçayı arayan kişi demek.

Sonrasındaki şiirlerin hepsi sözcüğün anlamını vurgulayan, okuyanı Çalgın  sözcüğünün anlamına gönderen bir söyleyişle yüklü.

Anlamlı bir bütün oluşturabilecek şiirlerden oluşur şiir kitapları. Şairin bütünlükle baktığı bir perspektifi buluruz şiir kitaplarında. Çalgın kitabı da bu tariflere çok uygun bir bütünlük içinde.

Hatta kitap boyunca bütün şiirlerin sesi söyleyenin içine dönük. Başlangıcı kendini buluşa, kendi kendinin ilk farkında oluşa kadar geri gidebilecek bir dönüklük. Bilinçle örülmüş bir duvarlar silsilesinin iç yüzünde sürülen yaşamın çıkışsız karamsarlığı. Kendini içinden oluşturmuş bir yapıyla, şairin yalnızlığına duyduğu sahipliğin bunaltan karanlığı. Öyle ki, şiiri söyleyenin içinde kendine yönelttiği çözümleme ne kadar karanlık olsa da, buna sahip çıktığını, kabullenilmiş bir besleyen olarak o yalnızlığın derinliğini okumak iç tokluğu yaratıyor. Bırakıveriyorsun bir iç kırıklığı, doymuş bir çaresizlik ile kitabı bir yana. İnsan ezilmiş içine bu kadar dönük, daha ne kadar debelenebilir, daha ne kadar anlatabilir uçurumlu içini? Çıkış aramayan bu ağırbaşlı hapisliğe, kendini kendine anlatarak ne kadar katlanabilir?

Yücel Kayıran Felsefe mezunu bir şair ve Felsefik Şiir üzerine kuramsal yazılar ve denemelerden oluşan bir kitabı da var. O yazıları okumadan, şiirini felsefe üzerine neden ve nasıl oturttuğunu bilemeyeceğim. Şiiri anlayamayacağını ve şairin tam olarak ne hissederek yazdığının bilinemeyeceğini peşin peşin belirten bir okur olarak, ben onun şiirlerini derin ve ağır bir psikoloji üzerinde, hesabı görülmüş bir iç muhasebe kaydı olarak okudum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir