YUVAL NOAH HARARI – SAPIENS

Edebiyatın ruhumuza seslenen yumuşak, dokunaklı, kimi zaman öfkeli, uyarıcı; hüzünle dolu olsa bile hissettirdikleriyle haz veren sesine karşılık, gerçek bilginin mekanik soğukluğu…

Okuma listelerime uzun aralıklarla da olsa ekleyebildiğim son bilimsel kitap, ya da bir edebiyatçının değil, bir bilim adamının hazırladığı, içinde okuması güzel duygular uyandıran, birbiri arkasına sıralanırken hissî dünyamıza da seslenmesini beklediğimiz cümleler değil de, kanıtlanmış, elle tutulur ve gerçek bilginin bulunduğu bir kitap Sapiens.

Felsefe okumaya başladığımdan bu yana, günlük hayatımda okuduklarımla birlikte düşündüğümde akademik olarak bu bölümü seçmekle doğru bir karar aldığımı tekrarlıyorum kendime. Felsefe bölümünün içinde ve henüz birinci sınıftayken sosyoloji, psikoloji, mantık, kültür tarihi gibi genel çerçeveye katkısı olan dersler gördüm. Klasik bir eseri okurken, modern bir oyunu izlerken, bir sanat eserini incelerken, Varlık dergisi gibi derinlikli insanların da çokça yer bulduğu bir kültür edebiyat dergisini takip ederken felsefe bölümünde aldığım bu derslerin çok faydasını görüyorum.

Bir bakıma felsefi düşünce ve onun tarihiyle birlikte insan ve ürünlerini, yani tarihini, kültürünü, sanatını da okuyorum.

Öğrencisi olmaktan keyif aldığım bölümümün başarılı geçen birinci yılının sonunda okuduğum Sapiens kitabı da sene içinde gördüğüm antropoloji, sosyoloji, kültür tarihi, insan ve davranış, sosyal psikoloji gibi derslerin kısa, anlaşılır ve öğretici bir tekrarını yapmamı sağladı. Türümüzün en başından günümüze kısa hikayesi.

İnsan bağnazlığının arttığı, yozlaşmış davranış ve düşünce kalıplarının yaşamı karanlığı altına aldığı günümüzde bilimin söylediklerine kulak vermek bile cesur olmayı gerektiriyor. Soru sormanın, sorgulamanın yadırgatıcı bir davranış olduğu kendi toplumumuzda da, Sapiens kitabı pek çoklarının okumaktan çekineceği ama okuduğunda da inanışları gereği pek çok başın devekuşu gibi görmezden gelmek için toprağın altına gireceği bilgilerle başlıyor.

Yazar Hariri, evrimin gerçekliğini tartışmıyor bile. Bir bilim adamının zihin yapısının arkasından, gerçek kanıt ve deney yoluyla ulaştığı çıplak bilgiyle anlatıyor. Doğayla, evrenle, maddeyle ve tüm canlılarla dolaysız bir iletişime geçiyorsunuz. Edebiyatın ve hatta felsefenin de üstünde, içsel ve ruhani deneyimlenmelerden uzak, saf bilgi.

Türümüzün, diğer akrabalarıyla ayrışmaya başladığı bilişsel devrim (hayal kurma, geleceği tasarımlama, hedef için kenetlenme), sonrasında türün yaşayışını tamamen ve kökünden değiştirerek, ekolojiyi de geri dönülemez boyuta getirinceye kadar alt üst eden tarım devrimi ve nihayet insanın tanrılaşmasının önündeki engelleri de birer birer aşmasını sağlayan araçları eline almasına neden olan bilimsel devrim ( sanayi devrimi ve sonrasında gelişmeye devam eden teknoloji çağı).

Semavi hiçbir kitapta sapiens türünün yakın akrabası neandertallerden bahsedilmemesi, (acaba ortadan kalkmamış olsalardı sapienslerle aynı dinlere mi mensup olacaklardı?), tarım devriminden sonra insanların daha çok yorulduğu ve daha fazla hastalandığı (avcı toplayıcıların çok yürümesi ve daha fazla çeşitle beslenebilmesi), bugün dünyada yaşanan hemen hemen her kültürün bundan birkaç yüzyıl önce bir imparatorluk içinde yaşadığı ve o kalıntılardan kaldığı, insan ilerlemesinin bir zamanlar imparatorluklar çağı yaşandığı için gerçekleşebildiği, para dediğimiz insan yapısı değiş tokuş aracının insanoğlu için geleceğe yönelik en güvenilir araç olduğu, Avrupalıların dünyaya çektirdiği eziyetin yanında günümüzün dünyasını yaratan keşifleri sağlayan merak duygusu ve gelişim arzusuyla dünyaya iyi ve kötü kattıkları, ve teknolojinin çok da uzak olmayan bir dönemde insanı kendi yarattığı göksel tanrılarından da büyük bir konuma getirebileceğinin işaretlerini veren teknolojik gelişmeler, Sapiens kitabının içinden bahsedebileceğim küçük ama etkili başlıklar.

Çıplak ve kanıtlanmış bilginin konforlu ve huzurlu manevi iç dünyamızı sarstığı sayfalar boyunca türümüzün yaşam yolculuğunu okurken, milyarlar yaşındaki dünyanın son yetmişbin yılında yaşayan bizlerin yaşam serüveninin evrim denen gerçeği hiç ırgalamadığını, onun iyiye veya kötüye değil, olumlu ve olumsuz anlamından da bağımsız, ileriye doğru yolculuğu asıl büyüleyici olan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir