Zülfü Livaneli – Edebiyat Mutluluktur

Gazete yazılarından oluşmuş bir kitabı, okunurken alınan keyiften de bağımsız olarak anlatmaya çalışmak; edebiyat yapmadan ne kadar yavan.

Zülfü Livaneli’nin Edebiyat Mutluluktur kitabı, gazete köşesinde yayınlanmaktan daha yüksek bir değerde ki, doğru bir kararla kitap olarak daha lezzetli olmuş.

İçinde, edebiyatseverlere çok hoş anlar yaşatacak; belki kısa belki çok uzun zaman önce tanıştığı dostlarıyla yeniden karşılaşmanın mutluluğu var.

O dostların bir karakter olarak edebiyat tarihinde silinmeden kalmaları sayesinde ve bu karakterler aracılığıyla bugün roman dediğimiz edebi türü, bir sanat eseri olarak ve insanı okur gibi okuyoruz. Eserdeki çatışmayı üzerinden yürüteceğimiz, çok fazla özelliğiyle de varoluşsal insanlık durumundan nasibini almış bir kişi. Romanın ve romanın zamanda uzun bir yolculuk yapabilmesinin ilk kuralı.

Hayatı edebiyatın gücüyle açtığı bir pencerenin ardından süzebilmenin olgunluğu ve birikimiyle yazıldığı hissedilen yazılarda edebiyatsever insanlarla sadece okuduğumuz kitaplardan kaynaklanan bir yakınlığı da duyuyoruz. Ortak dostlarımızın olması ve onları sanırım özlüyor olmamız, kitabın başlığındaki mutluluğu karşılıyor.

Edebiyat penceresine şiir, müzik, siyaset, tarih ve hayvanlar gibi konuların izleri düşmüş. Denemelerinde Livaneli çeşitli konulara edebiyat bağlamında yaklaşmış.

Bu yazıyı okuduğunda Zülfü Livaneli, anlatmak istediğimi anlayıp belki yazının genelini beğenecek. Ama yazımın cümle yapısı ve anlatılmak istenenin biraz kelime israfıyla verildiğini gördüğünde, bunun özellikle uygulanan bir üslup olmasını beğenmeyecektir.

Bunu biliyorum, çünkü birkaç yazısında anlatımı uzatan bir dili benimsemediğini, edebiyatta buna yer olmadığını belirtiyor. Verdiği klasik örneklerin değerini bilmekle beraber ben yazarımın bana anlatmasını isterim. Uzun uzun anlatsın o Paris sosyetesinin öğle sonrası uğrak yeri salonunun sahibesi güzel düşesin çiçek desenli brokar elbisesindeki kıvrımları. Çukurova’nın sıcağını da okurum günlerce, ayağıma sıçrar çavlanın serin suyu, dolanır bacağıma çalılık dikenleri,kavrulmaya kalmış sarı sıcağın altında türlü çeşitli bitkinin sesini duyar, kayaya işlemiş sıcağı duyarım avucumda dokununca. Anlatsın yazar bana.

Edebiyatın mutluluk olduğu konusunda kitabın başlığını doğru bir önerme olarak kabul ediyorum. Bir ekleme yapabilecek edebi birikimden değil ama en azından yolda olan birisi olarak şunu da ekleyebilir miyim? Edebiyat Yolculuktur Zamansız.

Önümüzdeki yolun uzun olmasına sevinen edebiyat yolcularıyız biz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir